Muhalefetin "halk rahatsız" söylemi oy getirmedi: Sığınmacıların yoğun olduğu yerlerde iktidar gücünü korudu

Suriyeli sığınmacılar ile düzensiz göçmenleri geri göndermeyi vaat eden siyasiler belli bir oy oranına ulaşsa da sorunun daha yoğun yaşandığı il ve ilçelerde iktidar gücünü korudu. Peki ne oldu da sığınmacı sorunu buralarda oya yansımadı?

Suriyeli sığınmacıların ve diğer yabancı göçmenlerin yoğun olduğu birçok il ve ilçede Erdoğan gücünü korudu

Suriyeli sığınmacılar ve düzen göçmeler Türkiye'nin gündeminde düşmüyor. 

Özellikle geçen yaz Türkiye'yi hayli meşgul etmişti. Öyle ki ülkenin "sessiz istilaya uğradığını" iddia edenler dahi olmuştu.

Seçimden önce Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Ata İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Sinan Oğan ve son olarak Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, bu soruna dair pek çok açıklamada bulundu.

Bunlar yasadışı göçe izin verilmeyeceklerini, mevcut sığınmacıların ise iki yıl içerisinde geri gönderileceğini vaat etti.

Oğan'ın ilk turda aldığı yüzde 5,2'lik oyda bu politikaların da etkisi olduğu öne sürüldü.

İktidar ise muhalefete göre daha ılımlı bir söylem kullanmakla birlikte Suriye'nin kuzeyinde yapılan evlerde yaşamak üzere 1 milyon Suriyelinin birkaç yıl içerisinde gönderileceğini iddia etti.

Sığınmacıların yoğun olduğu illerde büyük rahatsızlık olduğu öne sürülüyordu.

Sonuç olarak seçim öncesinde ortaya atılan kimi iddialarda sığınmacı ve diğer düzensiz yabancı göçmenlerin yoğun olduğu il ve ilçelerde tepkinin yoğun olduğu ve buralarda sosyal patlama olabileceği iddia ediliyordu.

Bütün bunlardan dolayı adları anılan yerlerde sığınmacı politikasında muhalefete yönelik daha esnek olan iktidara yönelik bir tepki gelişip gelişmeyeceği, bunun sandığa yansıyıp yansımayacağı merak ediliyordu. Bu merak, 28 Mayıs 2023 Pazar günü yapılan cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçiminde kısmen giderildi.

 

erdoğan.jpeg
Recep Tayyip Erdoğan bir kez daha seçimi kazanarak, cumhurbaşkanlığını sürdürdü

 

Erdoğan, oylarını korudu

Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) açıkladığı kesin seçim sonuçlarına göre sığınmacı ve düzensiz göçmen yoğun yaşadıkları il ve ilçelerde iktidarın oyunda ciddi bir düşüş olmadı. Hatta Hatay gibi noktalarda Erdoğan'a verilen destek de artış yaşandı. 

Kilis'te Erdoğan 24 Haziran 2018'deki seçimde yüzde 70,4 aldı. Bu kentte son seçimde aldığı oy oranı ise yüzde 69,99. 

Gaziantep'te son seçimde yüzde 62,72, 2018'de yüzde 63,92 oy aldı.

Hatay'da son seçimde aldığı oy oranı 50,14 'u bulurken, 2018'de bu kentte oyların yüzde 48,54'ünü almıştı. 

Şanlıurfa'da bu seçimde oyların 64,86'sını alan Erdoğan 2018'de yüzde 64,77 oranında oy almayı başarmıştı.

Keza İstanbul'da yabancıların yoğun olduğu ilçelerde de durum farklı değil.

Bir iki puanlık kayıpların dışında Erdoğan genel olarak oylarını korudu.

Esenler'de son seçimde yüzde 64,18, 2018'deki seçimde ise bu ilçedeki oyun yüzde 66,87'sini almıştı.

Zeytinburnu'nda yüzde 51,58 ve Bağcılar'da ise yüzde 59,68 oranında oy aldı.

Bu tabloda belki tek istisna İstanbul'un Esenyurt ilçesinde yaşandı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun burada seçimi yüzde 54 ile önde bitirdi.

Bu tabloda YSP'li Kürt seçmenin büyük rolü oldu.

 

gürseltekin.jpg
Gürsel Tekin / Fotoğraf: Independent Türkçe

 

Tekin'den "en çok sığınmacı Pakistan'da değil Türkiye'de" iddiası

Peki iddia edildiği gibi bir rahatsızlık vardıysa bu neden sorunun daha yoğun olduğu yerlerde sandığa yansımadı?

Bu konuyu çalışmalar yapan insanlardan biri eski CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin.

Sığınmacı ve düzensiz göçmen konusunda saha çalışması yapan yetkin isimlerden biri de Tekin.

Tekin, "İstanbul'un Göç Haritası" adıyla hangi ilçede hangi milletten yabancıların yoğunlaştığına dair bir çalışma yapmıştı.

Bugün dünyada sığınmacı sayısının en yüksek olduğu ülkenin sanılanın tersine Pakistan değil Türkiye olduğunu iddia eden Tekin, 2014'ten beri bu konuda sorunların arttığını ve daha da derinleşeceğini söyledi.

"İktidar yoksulluğu yönetiyor, kimi illerde halkın yüzde 40'ı sosyal yardımla geçiniyor"

Tekin, buna karşın sığınmacıların yoğun olduğu yerlerde oyların düşmemesinin iktidarın bir siyasi mühendislik çalışmasından kaynaklandığını iddia etti.

Tekin'e göre bir siyasi mühendislik çalışmasının temelinde de yoksulluk ve sosyal yardımlar var. Türkiye halkı en büyük ekonomik krizlerinden biriyle karşı karşıya. İktidar bunu bilinçli yaptı. Zira iktidar öbür taraftan da yoksulluğu yönetti.

İktidarın "ekonomik krizi önleyemiyorsam, düzeltemiyorsam yoksulluğu yönetirim" anlayışıyla hareket ettiğini savunan Tekin, "Kimi illerde neredeyse halkın yüzde 40'ı sosyal yardımla geçiniyor" iddiasında bulundu.

 

sosyalyardımlar.jpg
Tekin, sosyal yardımların sığınmacılara yönelik rahatsızlığın sandığa yansımasını engellediğini öne sürdü / Fotoğraf: AA

 

"Sosyal yardımların seçime yönelik kullanılması rahatsızlığın sandığa yansımasını engelledi"

Tekin, dikkat çekici bir iddiada bulunarak iktidarın 24 Haziran 2018 seçimlerinden sonraki aylarda değişik gerekçelerle 893 bin insanın sosyal yardımını kestiğini iddia ederek, "Bu yıl yapılan seçimlerden 5 ay önce bu kesilen sosyal yardımlar tekrar bağlandığı gibi geçmişe yönelik aradaki farklar ödenmiş" dedi.

Tekin, sığınmacı ve düzensiz göçmenlerin yoğun olduğu illerin ve İstanbul'daki mahallelerin aynı zamanda yoksulluğun da en yaygın olduğu yerler olduğunu ileri sürdü.

Sosyal yardımların buralarda bir siyasi mühendislik çalışması olarak iktidar eliyle seçime yönelik kullanıldığını öne süren Tekin, "İktidar sığınmacı ve düzensiz göç politikasına yönelik rahatsızlığın sandığa yansımasını engelledi" yorumunu yaptı.

Tekin, sosyal yardımlara karşı olmadıklarını ancak bunun iktidarlar eliyle bir seçim silahı olarak değil hukuk devleti içerisinde bir hak şeklinde kullanılması için çalıştıklarını söyledi.

 

vahapuluç.jpg
Vahap Uluç / Fotoğraf: Independent Türkçe

 

"Sığınmacılardan rahatsızlık Avrupa'daki gibi ötekileştirecek düzeyde değil"

Sığınmacı nüfusunun yoğun olduğu Şanlıurfa'da yaşayan ve DEMOS Kamuoyu Araştırma Şirketi kurucularından siyaset bilimci Doç. Dr. Vahap Uluç ise sığınmacı ve düzensiz göçten kaynaklı olarak halk arasında gerçekten de bir rahatsızlık olduğunu söyledi.

Ancak bu rahatsızlığın Avrupa'daki şekliyle sığınmacıyı ötekileştirecek şiddette olmadığını belirterek, "Rahatsızlığa karşın din birliği veya bizim kültürümüzde dışarıdan gelene sahip çıkma şeklindeki geleneksel kültürün de etkisiyle bir katlanma söz konusu" ifadelerini kullandı. 

"Ekonomik ve bölünme endişesi dururken bazı sorunlar öteleniyor"

Bu durumun sığınmacıların ve düzensiz göçmenlerin yoğun olduğu yerlerde iktidar açısından ciddi oy kaybına dönüşmemesinin birkaç nedeni olduğunu kaydeden Uluç, şunları dile getirdi: 

"Ekonomik sıkıntılar ve bölgede yaşanan gelişmelerin insanlarda oluşturduğu 'bölünme algısı' dururken bence vatandaş bazı sorunları da sonraki zamanlar için öteliyor. Şu an için sığınmacılardan duyulan rahatsızlık oy verme davranışını etkileyecek düzeyde değil. Avrupa ülkeleri gibi refah düzeyimiz yüksek olsaydı belki gündemde daha öne çıkabilirdi. Fakat Türkiye gibi ekonomik sorunları ve güvenlik kaygıları olan bir ülkede bazı sorunlar öteleniyor."

 

 

mahmutkaya.1.jpg
Mahmut Kaya / Fotoğraf: Independent Türkçe

 

"Sığınmacı meselesine dini ve kültürel saiklerle yaklaşılıyor"

Şanlıurfa Harran Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mahmut Kaya ise iktidarın seçim sürecinde muhalefetin tersine sığınmacılara dair daha yumuşak bir dil kullanarak yaklaştığını söyledi. 

Kaya, iktidar tabanının sığınmacı meselesine dini ve kültürel saiklerle yaklaşmasının sonucu belirleyen unsur olarak karşımıza çıktığını belirtti. 

 

suriyeli1.jpg
Suriyelilerin yoğun olduğu Hatay'da da Erdoğan birinci çıktı / Fotoğraf: AFP

 

"Yabancılardan rahatsızlığı tüm kamuoyuna mal etmek yanlış olur"

Kaya, yapılan birçok çalışmaya göre Türkiye'deki yabancılara yönelik belirli bir derecede rahatsızlık olduğunun görüldüğünü ve bu bağlamda milliyetçi söylemler geliştiren kesimlerin de bulunduğunu söyledi.

"Ancak bunu tüm kamuoyuna mal etmek yanlış olur" diyen Kaya, "Hak temelli yaklaşımlar toplumun belli bir kesiminde birlikte yaşama, yardımlaşma ve dayanışma ekseninde işliyor. Temel mevzu ülkedeki güç yönetimi ve politikalarından kaynaklanıyor. Bu noktada atılacak adımlar, problemleri azaltabilir. Göçmen yükünün azaltılması, göç politikalarındaki şeffaflık, geri dönüşlerin uluslararası kriterlere göre gerçekleştirilmesi, ev sahibi toplumun doğru bilgilendirilmesi, karşılıklı entegrasyon faaliyetleri bu adımlardan bazıları olabilir" değerlendirmesinde bulundu. 

 

alizafersağıroğlu.jpeg
Ali Zafer Sağıroğlu / Fotoğraf: Independent Türkçe

 

"Vatandaşlar daha acil sorunları halletmeden sığınmacı sorununu öncelikli görmüyor"

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Göç Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Ali Zafer Sağıroğlu da Uluç ile benzer görüş paylaştı.

Halkın belli kesimlerinde ülkedeki sığınmacı ve düzensiz göçmenlere yönelik bir rahatsızlık duyulduğunu hatırlatan Sağıroğlu, bunun sandıklara yansımamasıyla ilgili olarak şunları söyledi:

Siyasi tercihleri yaparken birinci olarak ülkeyle ilgili güvenlik endişesi, ikincisi siyasi aktörlere duyulan, üçüncü olarak da ekonomik kaygılar etkili oldu. Bunlardan sonra sığınmacı meselesi geliyor. Sığınmacı meselesi Avrupa'daki refah devletleri gibi şu an Türkiye'de siyaseti belirleyecek düzeyde değil. Halkın daha acil sorunları var. Bizim vatandaşlarımız bunları halletmeden sığınmacı sorununu öncelikli sorun haline getirmiyor." 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU