Suriye'nin kuzeyinde yerinden edilme dalgası mevcutken bölge açık bir savaş içerisinde

Çatışma bölgelerinde 15 milyon kişi insani yardıma muhtaç durumda. Komşu ülkeler alarma geçti

Suriye'deki silahlı çatışmalardan dolayı yerinden edilen insanlar, güvenli bir varış noktası seçemiyor / Fotoğraf: Independent Arabia

Son dönemde başlayan çatışmalar nedeniyle kuzeyde, batısı ve doğusunda yaşayan Suriyelilerin talihsizlikleri artıyor.

Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) karşı yürütülen aşiret savaşı, bölgede yaşanan istikrar ve göreli sakinliğin ardından dün yeniden patlak vermeden önce neredeyse sona ermiş durumdaydı.

Çatışmalar ve karşılıklı bombalamalar nedeniyle bazı köylerde kitlesel yer değiştirmelere yol açtı. 

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

7 Ekim'de Gazze'de başlayan Aksa Tufanı operasyonundan bu yana yaşanan bir diğer gerilim neticesinde göç yoğunluğu artıyor.

Bu kapsamda İran rejim güçleri ve onlara bağlı gruplar, Suriye'nin doğusunda ABD güçleriyle çatışmaya girdi.

Taraflar birbirlerinin üslerini ve nüfuz alanlarını hedef almaya çalışırken bölge sakinleri ise bu gerilimin uzaması halinde başlarına gelebileceklerin korkusu askeri noktalar ve üslerden daha uzak yerlere taşınıyor.

Şu an kuzeybatı kesimlerde bir drone savaşı yaşanıyor. Rejim ordusu ile Rus güçleri arasında muhalif gruplara karşı karşılıklı bombalamaların yanı sıra Kürt koruma güçleri ile Türkler arasında karşılıklı bombalamalar kaydediliyor. 

Tüm bunlar, bölgeyi açık bir savaş alanına dönüştürmüş durumda. Savunmasız siviller, göç yolunda güvenli yerlere ulaşmak için çabalarken geri kalanlar ise paniğin ve dehşetin ağırlığı altında acı çekiyor.

Bu insanlar, benzeri görülmemiş bir askeri gerginlik atmosferinde yaşamlarına devam edemiyor. 
 

Suriyelilerin Türkiye sınırına komşu topraklara doğru yerinden edilme oranı artıyor.jpg
Suriyelilerin Türkiye sınırına komşu topraklara doğru yerinden edilme oranı artıyor / Fotoğraf: Independent Arabia

 

Suriye'nin kuzeybatısında İdlib'deki gerilimi azaltma bölgelerinde rejim güçleri ile silahlı muhalif gruplar arasında yenilenen çatışmalar ve karşılıklı bombardıman, Türkiye sınırına komşu topraklara doğru yerinden edilme hızının artmasına neden oldu.

Yerinden edilen on binlerce ailenin, yani 70 binden fazla kişinin olduğu tahmin ediliyor. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'nin (UNOCHA) raporunda, onlarca okulun etkilenip hasar görmesi ardından yeni yerinden edilmiş yaklaşık 28 bin çocuğun eğitim desteğine ihtiyaç duyduğu tahmin ediliyor. 

Eylül 2018'de Moskova ve Ankara, gerilimi azaltma bölgesi olarak adlandırılan İdlib'de ateşkesin pekiştirilmesine yönelik anlaşma imzalanmış, 2016'da ise İran, Türkiye ve Moskova arasında üçlü Astana Anlaşması imzalanmıştı.

Bu kapsamda, çatışan taraflar arasındaki gerilimin durdurulması da öngörülmüştü. Ancak gözlemcilere göre, karşılıklı muharebe operasyonları ve saldırıların başlatılarak anlaşmanın ihlal edilmesi bu anlaşmaları etkisiz hale getirdi. 


En güvenli yerler

Silahlı muhaliflerin etkisi altındaki bölgelerde yaşayan Suriyeliler, Suriye'nin kuzeyinde Türkiye sınırına yakın kamplara sığınmak için akın ediyor.

Göç edebilenler, yaygın kısıtlamalar ve sıkı sınır kontrolleri altında Türkiye'ye doğru ilerlemeye çalışıyor.

Suriye yıllardır çeşitli göç dalgalarına tanıklık ediyor. Bunlardan en dikkat çekici olanı 2015 yılında Suriye çatışmasının yoğunlaşmasıyla yaşanmıştı.

5 yıl sonra Suriyelilerin yüzde 90'ının yoksulluk sınırının altında yaşadığı ülkede ekonomik nedenler ve kötü yaşam koşulları nedeniyle bu oranda artış kaydedildi. 

Göçmenlik alanında aktivist ve Lübnan'daki bir Suriye forumunun başkanı konumundaki Kusay Dali, Independent Arabia'ya verdiği demeçte, sivillerin evlerini hedef alan ve altyapıyı tahrip eden, temel hizmetlerin kaybına yol açan ve insanları yer değiştirmeye zorlayan silahlı çatışmaların yansımalarına değiniyor.

Ayrıca kamuoyu ve uluslararası toplumun Gazze savaşıyla meşgul olması nedeniyle evini ve geçimini terk edenlerin yaşadıklarının göz ardı edilmesinden endişe ediyor.

Dali, "Silahlı çatışmalar nedeniyle yerinden edilen insanlar en güvenli varış yerini seçebilecek durumda değil. Ayrıca nereye giderlerse gitsinler, maddi imkanlarına göre başka yerlere taşınmak zorunda kalacaklar" ifadelerini kullanıyor. 

Türkiye'ye doğru ilerleyebileceklerine, ancak sınır kısıtlamaları nedeniyle Türkiye sınırında kalma seçeneğine sahip olduklarına değinen Dali, Irak, Ürdün ve Lübnan gibi diğer ülkelere geçişin önündeki zorlukların sürdüğünü belirtiyor.

Zira başta Lübnan olmak üzere komşu ülkelerin, ülkeler arasında kaçakçılık ağlarının aktif olması nedeniyle yerinden edilen insan sayısında artış yaşanıyor. 

Gözlemciler, Türkiye sınırları kapatıldığı taktirde yeni göçmen rotalarının, Lübnan ile Suriye arasındaki kuzey ve kuzeydoğu sınırları boyunca yasadışı göçün yaşanacağı Lübnan'a doğru olacağına inanıyor.

Lübnan Genelkurmay Başkanı Joseph Avn, iltica ve yerinden edilme meselesinin Lübnan için varoluşsal bir tehdit oluşturduğunu açıkladı.

Sınırları kontrol etmek ve yasadışı göçü azaltmak için ordunun lojistik ve askeri desteğe ihtiyacı olduğunu da ekledi. 
 


Savaşın patlak vermesi

Suriye, Lübnan ve sınırlarda yaşanan hararetli atmosfer ışığında Dali, Lübnan'daki Suriyeli göçmenler için çeşitli seçeneklerden bahsediyor.

Bunlardan birinin Suriye'ye dönüp komşu ülkelere taşınma seçeneği olduğuna değinen Dali, Suriyeli mültecilerin bir kısmının risklerin ve zorlukların daha az olduğunu düşündükleri Lübnan'da kalma seçeneğini seçeceklerine değiniyor.

Aynı zamanda, "Bölgesel bir savaşı ihtimal dışı bırakıyorum. Ancak bu gerçekleşirse, Suriyeli mülteci ve göçmenlerin durumu, ev sahibi toplumun üyeleri de dahil olmak üzere her düzeyde son derece zor olacaktır. Bazı ülkelerin ise sivillere yönelik tahliye planını devreye sokarak silahlı çatışma alanı dışındaki ülkelere dağıtma yoluna gidebileceğini düşünüyorum" ifadelerini kullanıyor. 

Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu Başkanı Paulo Pinheiro, yakın tarihli röportajında, "Suriye'de dört yıl içinde çatışmaların ciddi bir şekilde yükselişe geçmesi ardından sivillerin hayatları tamamen göz ardı ediliyor" vurgusunda bulunmuştu. 

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda brifing veren Pinheiro, Suriye'de uluslararası insancıl hukukun temel kurallarına saygı gösterilmemesinin hem her iki taraftaki mağdurların öldürülmesine ve sakatlanmasına yol açtığını, hem de uluslararası korumanın özünü zayıflattığını vurgulamıştı. 

7 milyondan fazla Suriyelinin ülkeden kaçtığını, altı milyondan fazlasının ülke içinde yerinden edildiğini, dolayısıyla Suriye'nin hala dünyadaki en büyük mülteci krizini yaşadığını belirten Pinheiro, 15 milyondan fazla insanın insani yardıma muhtaç olduğu halkın yaşam koşullarının endişe verici derecede kötüleşmeye devam edeceği uyarısında bulundu. 

 

 

Independent Arabia

DAHA FAZLA HABER OKU