Savaş ve yokluk notları

Gazze savaşı, Arapları alışıldığı ve öngörüldüğü üzere bölerken, daha önceki savaşlar gibi İsraillileri birleştirdi

İsrail'in Gazze'nin kuzeyinden 1 milyondan fazla sivilin güneye gitmesi yönündeki çağrısının ardından güneye giden Filistinli kadın Raghda Abu Marasa'nın kızı / Fotoğraf: Mohammed Salem/Reuters

Henüz tam adını koyamadık.

Bu bir savaş mı, felaket mi, deprem mi, yıkım mı, imha mı, çılgınlık mı, yoksa cinayet festivali için kayda geçirilmiş bir sahne mi?

Neyse, şimdilik Gazze savaşı diyelim.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Gazze savaşı, Arapları alışıldığı ve öngörüldüğü üzere bölerken, daha önceki savaşlar gibi İsraillileri birleştirdi.

Her zaman olduğu gibi askeriyle, siyasetiyle, ekonomisiyle ve medyasıyla ABD, İsrail'in yanında tam teyakkuza geçti.

Ancak bu sefer Başkan, bizzat İsrail'e gitti. Beraberinde de Araplar için birtakım çekimser düşünceler getirdi: Kudüs'e değil de Tel Aviv'e iniş yaptı.

İki devletli çözüm, yani iki ikincisinden ya da ikincisi için geriye kalan şeyler hakkında belli belirsiz konuştu.

İsrailliler, çözüm devleti için bir yer tespit etmeye yardımcı olmak adına kadim bir geleneğe, yani başkasının kesesinden bağış yapmaya başvurdu: Sina'ya gidin.

Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi'nin cevabı gecikmedi: Hayır, Necef'e.

Araplar açıkça ayrıştı. Ama milletçe değil, sınırları paylaşan ve doğrudan etkiye muhatap olan Araplar, özellikle de Mısır ve Lübnan.

Mısır, bedelini kendisinin ödeyeceği uluslararası bir anlaşmanın korkusunu taşıyor.

Lübnan ise bizzat kendisi adına son kıyametini yaşamaktan korkuyor.

Lübnan'da, siyasetçilerin ve basın mensuplarının Lübnan'ın 'sonu' hakkında konuşması, artık son cumhurbaşkanlığı hakkında konuşmak kadar sıradan bir şey hale geldi.

Üçüncü ve en hassas komşu ülkenin kralı ise ilk kez bu tonla konuştu: Ürdün'e de Mısır'a da mülteci gelmeyecek.

Araplık şerefi bu sefer ortalarda yoktu ya da biraz belirsizdi. İran'ın varlığı ise aşırı belirgindi.

'Araplığın atan kalbi' Suriye'de, Irak ve onun iki kolunda, yani Arap Sosyalist Baas Partisi'nin iki devletinde Araplık naraları atılmadı.

Araplığın kaynağı ve özü olan Filistin'in sesinde de bariz ya da daha doğrusu vurgulu bir İran aksanı vardı.

Kral II. Abdullah ne mülteci istiyor ne de bir savaş.

Cumhurbaşkanı Sisi, insani boyutla ve yardım konvoylarıyla meşgul. Lübnanlılar ise şu ya da bu arasında bölünmüş durumda.
 


Bunlar sadece, gece gündüz insanlık destanının sahnelerini izleyenlerin bugünlerde aldıkları notlar ve izlenimler.

Bu kadar hüznün ortasında, ekranları zarafetle ve ışıltıyla, hayatlarımızı da samimiyet, muhabbet ve nezaketle dolduran Giselle Khoury'ye* veda sözleri yazmaya cesaret edemedim.

Bu milli üzüntü karşısında şahsi üzüntümü dile getirmeye utandım. Lakin hayat bu: birey ve toplum.

Giselle Khoury, siyaset konuşmalarına zengin kişiliğini ve kültürünü katarak, Arap meselelerine katılım gösterdi.

Samir Kassir'in mücadelesine ortak olmuş, ondan sonra da onun özgürlük tutkusunu canlı tutmuştu.

O, bir sohbet ustası ve büyüklerin muhatabıydı.

Giselle Khoury: Lübnanlı-Fransız gazeteci ve talk-show sunucusu.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

Independent Türkçe için çeviren: Aybüke Gülbeyaz

Şarku'l Avsat

DAHA FAZLA HABER OKU