Bu hafta faiz oranları artırılıyor: İnişli çıkışlı bir yol mu beklemeliyiz?

Şu anda faiz oranları neredeyse anlamsız derecede düşük ve bence tarih şimdiki merkez bankası ekiplerini sert şekilde yargılayacak

İleride hiç aksama olmayacakmış gibi davranmak gerçekçi olmaz (Pixabay)

Bu hafta, tüm dünyadaki merkez bankalarının faiz artırdığı bir hafta olacak. En önemli artışı çarşamba günü ABD Merkez Bankası (FED) yapacak ve buradaki esas soru bunun yarım puanlık bir artış mı yoksa üç çeyrek puanlık bir artış mı olacağı.

Perşembe günü için de birçok kişi İngiltere Merkez Bankası'nın oranlarını çeyrek puan ile 1 puan arasında artırmasını bekliyor, ki bu da 2009'dan bu yana en büyük artış olacak. Artışın eli kulağında olduğu diğer merkez bankaları arasında Avustralya, Çek Cumhuriyeti, Polonya, İzlanda, bir de belki Norveç yer alıyor.

Bu küresel çapta bir olay. Finans piyasaları bu yıl ve gelecek yıl birkaç faiz artışı daha beklerken, aslında tartışma oranların tırmanma hızı ve ulaşacakları seviyeler hakkında.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Bu, bariz endişelere yol açtı. Faizler, bu yaz büyük ekonomileri durgunluğa sürükleyecek kadar hızlı yükselebilir mi? ABD de dahil birçok ülke ilk çeyrekte negatif büyüme (yani ekonomistlerin dilinde ekonomik küçülme) kaydetti. Bir çeyrekte daha küçülme görülürse bu durgunluğun teknik tanımı olur.

Diğer bir soru da bu yıl ABD hisselerinin fiyatını bu kadar düşürenin bu beklenti olup olmadığı. Yoksa daha ziyade teknoloji devlerinin hisse fiyatlarının fazlasıyla şişmesinden mi kaynaklanıyor? Bunun cevabını bilemeyiz ama o devlerin neredeyse hepsinin hisse fiyatlarının çok zayıf olduğunu kesinlikle biliyoruz. Amazon hisseleri cuma günü altüst oldu ve şu anda yılın başına kıyasla yüzde 27 değer kaybetmiş halde. Facebook'taki, yani yeni ismiyle Meta Platforms'daki hisseler yüzde 40'tan fazla düştü. Bir işletme olarak gayet iyi durumda olan Apple bile yüzde 13'ten fazla değer kaybetmiş durumda.

Yine de bir diğer çok önemli etki, dünya çapındaki emlak fiyatlarına ne olacağı. ABD'deki ev fiyatları hâlâ yükseliyor ve şaşırtıcı şekilde bu yıl yüzde 19 artış gördü. Kıyaslayınca bu, Nationwide'a göre Birleşik Krallık'ta (BK) yüzde 12,1 olan artışın neredeyse mütevazı görünmesini sağlıyor. Hemen hemen aynı şey Almanya'da da yaşanıyor ve pek tabii tüm gelişmiş ülkelerde de. Bir kez daha: Bu küresel çapta bir olay.

Ama bence hepimizin aklındaki soru pek de bu hafta ya da gelecek aylarda ne olacağı değil; gelecek birkaç yılda faiz oranlarına, enflasyona, ev fiyatlarına vb. ne olacağı. Her şey çok hızlı değişiyor. Bir yıldan biraz daha uzun bir süre önce merkez bankaları hiç endişeli değildi. Örneğin, İngiltere Merkez Bankası enflasyonun bu yıl ve gelecek yıl yüzde 2 civarında olacağını düşünmüştü. Şimdiyse kırmızı alarma geçtiler. Fakat belki bir yıl içinde panik sona erecek ya da ağzımızdan yel alsın ama enflasyonun tamamen kontrolden çıkma tehlikesi karşısında daha da korkmuş olacaklar.
 


Öyleyse, biraz daha ileriyi düşünürken makul şekilde ne bekleyebiliriz? Benim çıkış noktam şu ki yüksek enflasyondan yana kimse yok. Halk yüksek enflasyondan nefret eder ve ondan korkar. Yani, hükümetler üzerinde enflasyonu düşürmeye yönelik siyasi baskı olacak ve bu yüzden de enflasyon düşürülecek. Şimdiki merkez bankası ekipleri görevde başarısız olursa, bu işi yapmak için başkaları işe alınacaktır: Tıpkı Paul Volcker'ın 1979'da ABD Merkez Bankası başkanı olunca bununla görevlendirilmesi gibi.

Fakat enflasyonu frenlemek, ekonomiyi yavaşlatarak birilerinin para muslukları açıkken elde edebileceği kolay spekülatif kazançları ortadan kaldırmayı gerektiriyor. 1980'lerin ve 1990'ların başında bu süreçten edindiğimiz önceki temel deneyim yüksek işsizlik, yüksek faiz oranları ve iki resesyonla acı vericiydi. (Volcker, FED'in temel faiz oranını yüzde 20'ye çıkarmıştı.)

Yani ileride hiç aksama olmayacakmış gibi davranmak gerçekçi olmaz. Bununla birlikte, o dönemden politikalara yol gösterecek deneyimler edindik ve bu da politika yapanların bu kez daha iyi iş çıkarmasına katkı sunacaktır.

Şu anda faiz oranları neredeyse anlamsız derecede düşük ve bence tarih şimdiki merkez bankası ekiplerini sert şekilde yargılayacak. Ama doğru olanı yapmaya başladılar. İşsizliğin de bir miktar artacağı inişli çıkışlı birkaç yıl beklememiz gerekse de bunun 1980'lerde dayandığı çift haneler gibi seviyelere geleceğini sanmıyorum. BK'deki işsizlik 1981'den 1987'ye ve sonra yine 1992'den 1993'e kadar yüzde 10'un üstündeydi. Şu anda daha iyi durumdayız ve BK'deki işsizlik oranı 3,8'le 1974'ten bu yana en düşük seviyesinde.

Ya varlık fiyatları? Ekonomistlerin gelecek birkaç yılın hisse fiyatları için, çok uzun süre boyunca hisse senetlerinin yüzde 5 ila yüzde 6'lık enflasyonun üzerinde bir toplam getiri sağladığını gözlemlemek dışında söyleyebilecekleri fazla bir şey olduğunu sanmıyorum.

Konut fiyatlarına gelince de BK'de son 50 yılda konut fiyatlarının düştüğü birkaç dönem oldu. En son 2008'deki bankacılık krizinden sonra ev fiyatları yüzde 15 düşünce bu deneyimlenmişti. Tekrarlanabilir de. Ancak böyle bir düşüşten sonra ortalama konut fiyatları her zaman toparlanır. Nüfus artıyor ve insanların evlere ihtiyacı var.

Bu hafta kesinlikle hatırlanması gereken şey bu. Faizler artıyor ve enflasyon da bir süre daha hiçbir yere gitmeyecek ama hayatımıza devam etmeliyiz. Ve açıkçası, bunu yapabildiğimiz için de iyi talihimize şükretmeliyiz.

 

https://www.independent.co.uk/independentpremium/voices

Independent Türkçe için çeviren: Onur Bayrakçeken

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU