Türkiye'de sağ siyasetin aşırı yerelcilik sorunu

Dr. Gökhan Çınkara Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

31 Mart seçimleri sonucunda birçok kesimde eleştiri ve analiz süreci başladı.

Bu Türk siyaseti için olumlu bir gelişme olarak görülebilir.

Özeleştiri, kendini tartma ve geliştirme epeydir unutulan kelimelerdi.

Fakat bu yazının konusu kimin neyi nasıl yaptığı veya yapmadığı ile alakalı değil.

Bir konu dikkatimi çekti…

Epeydir dile getirilmeyen ve üzerinde düşünülmeyen bir sorun: yerelcilik.

Bunu açalım.

İstisnasız çoğu siyasi analist ve araştırmacı küresel ölçekte yükselen sağ siyasetten bahsediyorlar.

Ekonomik kriz derinleştikçe, orta sınıf eridikçe ve bunun üstüne kontrolsüz göç dalgaları ile kültürel sermaye belirsizleştikçe sınıfsal krizler kimlik krizleriyle harlanıyor. 

Ekonomik güvencesizlik üstüne ulusal kimliğin aşınması problemleri baş gösteriyor.

Hele bir de sol liberal çevrelerin derde derman olmayan politikaları sessiz çoğunluğu siyasette merkezin dışındaki alternatif aktörlere itiyor.

ABD, Macaristan, Birleşik Krallık, Almanya gibi bir dizi ülkede görülen durum budur.

Benzer politik kaygıları taşıyan sağ, muhafazakâr ve milliyetçi aktörler bu endişelerle ve daha doğrusu ortak politik strateji üretimi için bir araya geliyorlar.

Türkiye'de ise bu tür oluşumlara ilgi gösteren aktörleri sağda göremiyoruz.

Halbuki Türkiye'de sağ, 31 Mart seçimleriyle krize giriyor.

Herhangi bir parti için bu ifadeyi kullanmıyorum.

Türkiye'de sağ kanat topyekûn bir krizin içerisinde.

Çünkü Türkiye'de sağ çevrelerin güncel duruma dair söyleyecekleri söz kalmadı.

Ortaya çıkan siyasi, ekonomik ve jeopolitik krizlerle baş etme stratejileri demode ve pratik değil. 

Peki neden?

Çünkü refleksleri gösterenler geçmişteki bağlamdan kopamıyorlar. 

Türkiye'nin geçmiş bağlamı özellikle sağ açısından düşünülecek olursa oldukça yerelci idi.

Küresel tartışmalardan etkilense de bunları temel stratejik hedef olarak gösteremedi. 

Bu kriz bir ortamında bir fırsat görüyorum.

Türkiye'de sağcılar küresel ölçekte sağ, muhafazakâr ve milliyetçi aktörlerle bir araya gelmek zorundalar. 

Bunun için mebzul miktarda platform, düşünür ve siyasetçi mevcut. 

Örnek verelim.

CPAC (Conservative Political Action Conference) NatCon gibi platformlarda Türkiye'den katılımcıların olmaması büyük eksiklik. 

Macaristan bu konuda ilginç bir örnek. Bu ülke dünya muhafazakarlarının önemli buluşma merkezlerinden birisi haline geldi.

Türkiye'de sağ kanadın yapması gereken en acil iş dışarıdaki tartışmaları hızlıca Türkçeleştirmeye başlamasıdır.

Bu yeni ve baskın muhafazakâr entelektüellerin eserleri, siyasetçilerin konuşmaları ve aktivistlerin tartışma programları olarak öne çıkartılabilir.

Türkiye'de muhafazakâr ve milliyetçiler eğer günceli yakalayamazlarsa her şey için çok geç olacak. 

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU