Libya parlamentosu üyesi: Artık Türkleri Libya’dan kim çıkarabilir?

Sürecin iki hükümet altında yürütülmesinin, taraflardan birinin sonuçlar hakkında şüphe duymasına yol açacağını vurguladı

Libya parlamentosu üyesi Saad Mugayb / Fotoğraf: Şarku’l Avsat

Libya parlamentosu üyesi Saad Mugayb, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) açıklamasına ilişkin çekincelerini dile getirerek, BM temsilcisi Abdullah Bathiliy’e verdiği desteği ve ülkede seçim yapılmasına olanak tanıyan kapsamlı siyasi süreci güçlendirmeye yönelik arabuluculuk rolünü yineledi.

Mugayb, Arap Dünyası Haber Ajansı’na (AWP) yaptığı açıklamada, BMGK’nın açıklamalarını ‘güçlü bir şekilde ortaya çıkıyor ve sonra ortadan kayboluyor’ olarak nitelendirdi. Ayrıca konseyi ve uluslararası güçleri ülkede krizin daha da kötüleşmesine neden olmakla suçladı.

İngiltere’nin BM misyonundan yayınlanan açıklamada konseye üye ülkeler, BM temsilcisine desteklerini dile getirdi. Ayrıca ülkenin seçimlere doğru ilerlemesi için tüm tarafları Bathiliy ile ‘koşulsuz olarak tam katılım göstermeye ve gerekli tavizleri vermeye’ çağırdı.

Mugayb, “Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri dışında Libya’daki durumdan çıkış yolu yok. Bu seçimlerle Libya, darboğazdan yeni bir ülke, yeni bir demokratik ülke olarak, modern bir demokratik devlet olarak dünyaya çıkıyor. Ama ne yazık ki cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçim yasasını çıkaran Temsilciler Meclisi’nin yaptığını kimse üstlenmedi. Bu süreç geçtiğimiz yıllarda, özellikle 2021 yılında duyurulmuştu. Ardından Temsilciler Meclisi ve Yüksek Konsey temsilcilerinden oluşan 6+6 komitesinin kurulmasına karar verildi” ifadelerini kullandı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Sorumlu Dibeybe

Mugayb, komitenin sonuçlarının uygulanmamasından geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başkanı Abdulhamid Dibeybe’yi sorumlu tutarken, “Bu kanunlarda yer alan bazı hususlara itiraz ederek, Libya’nın çıkarlarını tüm çıkarların önünde tutuyoruz. Bizi seçime götürecek olanın bu yasalar olduğunu söyledik. Ama ne yazık ki bu süreci engelleyenler Dibeybe ve Libya’nın işlerine karışan, Libya’dan çıkmak istemeyen, kalmayı ve uzun süre devam etmeyi isteyen ülkelerdir” dedi.

Mugayb, BM’nin Libya özel temsilcisini de eleştirirken, “Abdullah Bathiliy, maalesef söylediklerinde samimi değil, ciddi de değil. Libya’daki durumun bu şekilde kalmasını isteyen ülkeleri memnun etmek için var gücüyle çabalıyor. Ülkeyi içinde bulunduğu krizden çıkaracak uzlaşıya dayalı bir çözüme ulaşmak için Yüksek Konsey ile Temsilciler Meclisi arasındaki her türlü yakınlaşmayı teşvik ettik, onayladık ve destekledik. Ancak Bathiliy, 6+6 komitesinin üzerinde mutabakata vardığı seçimleri ve seçim yasalarını desteklemek ve seçimlerin yapılması için baskı yapmak yerine, şu ana kadar bu yasaların adil olmadığını söylemeye devam ediyor. Bu doğru değil ve onun etkisi değil. Komite, Dibeybe’nin etkisi altında. Dibeybe de bu yasaların adil olmadığını söylemeye devam ediyor” şeklinde konuştu. Mugayb ayrıca, “Dibeybe, bu yasaların adil olmadığını söylerken her türlü seçim sürecini feshederek iktidarda kalmaya çalışıyor. BMGK, geçmişte defalarca duyduğumuz bu açıklamasında samimi değil. Bu yönde bir açıklama ilk kez yapılmıyor. Bir noktada bazı ülkelerin çıkarlarının çatışmasını ve kesişmesini göreceğiz” dedi.

“Libya sorunu, uluslararası toplum, BM, BMGK veya BMGK’daki etkili ülkeler nedeniyle her geçen gün daha da zorlaşıyor” diyen Mugayb, konuyla ilgili olarak “BMGK’nın ülkenin parlamenter hükümette kalması için güvenini geri çekmesi veya Dibeybe hükümetinin üzerindeki yasal örtüyü kaldırması gerekiyordu. Böylece ülke, Libya sokaklarında kabulle karakterize edilmiş Usame Hammad hükümeti olan parlamenter hükümet olarak kalacaktı. BMGK dürüst olsaydı, parlamenter hükümete meşruiyet kazandırır ve seçimleri hazırlamaya ve desteklemeye çalışırdı. Ama uluslararası toplumda, özellikle de Libya’da kendine yer bulmuş ülkelerde, Libya’da seçimlerin açık ve net yapılması konusunda samimi olan bir taraf yok” ifadelerini kulandı.

Mugayb ayrıca, BM’nin paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların geri çekilmesi çağrısını da kınarken, “BM, bunu dayatmalı, ancak sadece çağrıyla değil. Artık Türkleri Libya’dan kim çıkarabilir? Türkiye, anlaşmalar imzaladı ve Türkler artık Mitiga’da ve Libya’nın doğu ve batısındaki bazı askeri üslerde güçlü bir şekilde varlığını sürdürüyor. BMGK’nın ciddi olduğunu ve bu açıklamanın Libya sahnesinde herhangi bir şeyi harekete geçireceğini düşünmüyorum. Ancak bu sadece kartları karıştırma sürecidir” değerlendirmesinde bulundu.

Yeni bir hükümete ihtiyaç var

Öte yandan Libya Devlet Yüksek Konseyi üyesi Adil Karmus, BM’nin açıklamalarını eleştirirken, “6+6 komitesinin, çözümün tüm ülke üzerinde kendi kontrolünü dayatacak yeni bir hükümet yoluyla olacağını açıkça ifade etmesi göz önüne alındığında, bu gerçek bir çözümü temsil etmiyor. BM’nin şu anda sunduğu bu çözüm, seçim yapılmasını öngören genel bir çözümdür” dedi. Karmus, açıklamanın Seçim Bakanlığı (hükümet) için pratik bir adım olduğuna dikkati çekerken, seçimleri ‘iktidarda kalabilmek için mümkün olduğunca fazla zaman kazanmak amacıyla bir bahane’ olarak kullandığını iddia etti. Karmus, ülke genelinde yeni bir birleşik hükümete duyulan ihtiyacın ‘acil ve gerekli hale geldiğini, çünkü iki hükümetin yönetimindeki gerçekçi seçimlerin sonuçlarının taraflardan biri tarafından reddedilmesiyle sonuçlanacağını’ da dile getirdi. Bu seçimlerin taraflardan biri tarafından sorgulanacağına dikkati çeken Adil Karmus, “Çünkü doğuda bir hükümet ve batıda bir hükümet var ve her hükümet etki alanındaki seçimleri denetliyor. Basitçe ifade etmek gerekirse, iki hükümetin varlığı adeta bundan sonra seçim sonuçlarının kabul edilmemesini, bütünlüğünün garanti altına alınmamasını, hile yapılmasını gerektiriyor. 6+6 komitesi, bunu hissetti ve seçimlerin tek hükümet altında yapılması konusunda ısrar etti” dedi. BM’nin operasyonun tamamlanması için paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların geri çekilmesini şart olarak kabul etmesiyle ilgili olarak ise Karmus, “Paralı askerlerin ve yabancı güçlerin çekilmesi amacıyla bunu daha önce de talep etmiştik ve verileri Yüksek Konsey’e sunmuştuk. Bazı ülkelerden askerlerin Libya’da bulunmasının siyasi meseleleri etkilediğini, bu güçlerin Libya’dan ayrılmasının da büyük etki yaratacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı. Yüksek Konsey üyesi, seçimlerin ardından ülkenin yeni bir şiddet sarmalına girme ihtimaline karşı da uyarıda bulunarak, “İki hükümetin varlığı gölgesinde mutlaka şiddet olacaktır. Bu bölünme göz önüne alındığında ise bu şiddet, ‘seçimlerin onun kontrolü altında yapılacağı tek bir hükümet yoksa’, bu seçimlerin sonuçlarının kabul edilmemesinden kaynaklanacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

Şarku'l Avsat'ın haberlerine ulaşmak için tıklayın

DAHA FAZLA HABER OKU