Türkiye için yaklaşan risk: Çin'in elektrikli araçları

Dr. Nurettin Akçay Independent Türkçe için yazdı

Görsel: Telegraph

Bir önceki yazımda Çin'in elektrikli araçlarının dünyayı nasıl fethettiğini ve bunun birçok ülkede oluşturduğu tedirginliği ele almıştım.

Elon Musk önlem alınmazsa dünyadaki birçok otomobil firmasını yok edecekler derken, AB Komisyonu başkanı Ursula von der Leyen, "Avrupa rekabet üstünlüğünü korumak için ne gerekiyorsa yapacak" sözleriyle Çin'in elektrikli araçlarına yönelik anti-sübvansiyon soruşturması başlatacağını duyuruyordu.

Toyota'nın elektrikli araçlar üretmekle görevli bölümünün başkanı Takero Kato ise, 2018'de Çin'i gezerken gördüklerini şu sözlerle anlatıyordu:

Japonya'da hiç görmediğim ekipmanlar ve üretilen teknoloji ile karşılaştığımda bir kriz duygusuna kapıldım. Başımız beladaydı.


Evet hem Kato, hem Musk, hem de Leyen haklıydı. Dünyanın başı beladaydı ve bir çözüm bulunmazsa Çinliler tek tek herkesi yutacaktı.

Peki başı belada olan sadece Batılı devletler miydi?

Türkiye yaklaşan bu riskten ne kadar etkilenecekti? 

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Yaklaşan tehlikenin detaylarına geçmeden, Türkiye'nin dış ticaret açığı ve bu açıkta Çin'in mevcut payı üzerine birkaç veriyi sizinle paylaşmak istiyorum. 

Türkiye'nin dış ticaret açığı 2023 yılında 100 milyar doları aşıp 106 milyar dolar oldu. Geçen yıl 255,8 milyar dolarlık mal satıp, 361,8 milyar dolarlık mal almışız.

İhracatımızın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 70,7'de kalmış. 2016'dan bugüne dış ticaret açığımız 52 milyar dolardan 106 milyar dolara çıkmış. 

Peki en büyük ticaret açığını hangi ülkelere vermişiz, diye baktığımızda listenin başında 45 milyar dolar ile Rusya'yı görüyoruz.

İkinci sırada ise 44,9 milyar dolar ile Çin var. Yani Çin neredeyse Rusya ile aynı.

Rusya'dan en çok ithal ettiğimiz ürünlerin başında petrol ve doğalgaz ürünleri gibi ülkemizde olmayan ürünler mevcut.

Ama Çin'den aldığımız ürünlerin çoğu elektrikli cihazlar ve bunlara ait parçalar. Züccaciye ürünlerinden tutun ahşap ve hediyelik ürünlere kadar her yıl milyarlarca dolarlık alım yapıyoruz Çin'den. 

Düşünün ki kürdan ve çöp şişimizi bile Çin'den getiriyoruz. Artık üzerinde Çin malı yazmayan ürün bulmak neredeyse imkânsız hale geldi. 

Bu da haliyle Çin'le olan dış ticaret açığımızı katlıyor da katlıyor. Günün sonunda ise sadece Çin'le 40 milyar doları geçen bir ticaret açığımız oluşmuş durumda.

Yani toplam dış ticaret açığımızın üçte birinden fazlasını sadece Çin'e veriyoruz. 

Adamlara yıllık 3-4 milyar dolarlık mal satıyoruz. Çinliler ise her yıl 45 milyar dolarlık mal gönderiyor bize.

İhracatçılarımız da Ticaret Bakanlığımızın liderliğinde Çin'e çıkarma yapıp Çin'le olan ticaretimizi çeşitlendirip arttıracaklarını söylüyor.

Ticaret açığının kapanması için çabalayacaklarını ifade ediyorlar.

Peki nasıl?

İşin ilginç yanı da bu ya. Aklımızla dalga geçer gibi tarım ürünü satarak bu açığı kapatacaklarını belirtiyorlar.

Kiraz ve yumurta satarak bu açığın kapanmasına bir faydaları olacaklarını düşünüyorlar. 

Neyse!

Ticaret Bakanlığı ve DEİK iş birliğinde stratejiden yoksun girişimlerimiz bir yana, önümüzdeki yıllarda bu açığı daha da büyütecek yeni bir riskle karşı karşıyayız.

Muhtemelen önümüzdeki yıldan itibaren Çin, Rusya'yı da geçerek en çok açık verdiğimiz ülkelerin zirvesine yerleşecek.

Zira birçok Çin malı üründen sonra şimdi de Çin malı elektrikli araçların Türkiye'deki artışları rekor üstüne rekor kırıyor. 

Ne demek istediğimi güncel rakamlar üzerinden anlatayım.

EBS Danışmanlık'ın verdiği araç satış rakamlarına göre, 2023 yılında otomobil ithalatımız yüzde 124 artışla 17,5 milyar doları bulmuş.

İhracatımız ise 11 milyar dolar. Böylece 8 yıl aradan sonra otomobilde ilk dış ticaret açığını vermişiz.

Yine EBS Danışmanlık'tan Erol Şahin'in aktardığına göre Fransa ihracatta başı çekerken, ithalatta Almanya, İspanya, Fransa ve Çin zirvede. 

En dikkat çeken nokta ise 2022 yılında 176 milyon dolarlık ithalat ile sadece yüzde 2,3 payı bulunan Çin'in baş döndüren yükselişi.

Daha bir yıl önce 11. sırada yer alan Çin, 2023 yılında yüzde 615 artışla 1 milyar 261 milyon doları aşarak yüzde 7,2 paya ulaşmış. 

Tam bir yılda yüzde 615 artış dile kolay bir yükseliş. Üstelik bu artış Çin malı elektrikli araçlara yönelik ekstra vergilere rağmen gerçekleşiyor.

Bildiğiniz gibi, daha önce alınan kararla sadece Çin'den ithal edilen elektrikli otomobillere uygulanan ilave gümrük vergisi yüzde 40'a çıkarılmıştı.

Ek vergilere rağmen Çin'in elektrikli araçları hala pazarda rekabet edebilecek fiyat avantajına sahip ve Türkiye pazarındaki payını ciddi manada yükseltebiliyor.

Üstelik bildiğim kadarıyla Çinliler bu ek vergi meselesinden oldukça rahatsızlar ve yüzde 40'lık ek verginin kaldırılması için de lobi çalışması yürütüyorlar. Bir de bu yüzde 40'lık ek verginin kalktığını düşünün.

Aslında ek vergilerin kalkması çok da önemli değil. Yaklaşan Çin tehlikesiyle bu şekilde baş etmek pek mümkün görünmüyor.

Zira Çinli üreticiler Avrupa'nın birçok kentinde fabrikalarını kurmaya başladılar bile.

Önümüzdeki yıllarda Avrupa'da üretilecek Çin marka araçlar Türkiye'ye geldiğinde yüzde 40'lık ek vergiyi de aşmış olacaklar. 

Bu nedenle bu tür yöntemler yerine daha makul ve rekabetçi çözümlerle Çin gerçekliğiyle baş edebiliriz.

Ya oturup biz ne yapıyoruz diye düşünecek; kendi ürünlerimizin rekabetçi yanını güçlendirecek ve yabancı şirketlerin Türkiye'de yatırım yapmalarını sağlayacağız.

Ya da biz Çinlilere kiraz yumurta satıp onlardan elektrikli araç almaya devam edeceğiz. 

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU