Maduro'nun zaferi: Alex Saab eve döndü!

Özgür Uyanık Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: TeleSUR

2020 Haziran'ında muhtemelen Türkiye'ye uğrayıp İran'a gidecekken, Cabo Verde adalarında uçağına yakıt aldığı sırada, İnterpol tarafından tutuklanan Venezuelalı "diplomat" Alex Nain Saab Morán serbest kaldı.

Serbest bırakılan 10 ABD vatandaşı arasında, 2019 yılında Maduro'ya suikast girişimine karışan iki eski Yeşil Bereli donanma askeri Luke Denman ve Airan Berry de bulunuyor. 
 

ap.jpg
ABD'yle Venezuela arasında varılan tutuklu değişimi anlaşmasıyla Latin Amerika ülkesindeki 10 tutuklu ABD vatandaşı serbest bırakıldı / Fotoğraf: AP

 

Venezuela'nın Saab'a karşılık serbest bıraktığı kişilerden biri de "Fat Leonard" skandalı olarak anılan, ABD donanması içindeki bir yolsuzluğun baş aktörü olan Leonard Glenn'di. 

Taylandlı bir gemi destek firmasının CEO'su olan "Fat Leonard", 2000-2010 yılları arasında ABD'nin ünlü 7. filosunun çok sayıda subayına, gemi ve denizaltıların hareketleri hakkında gizli materyaller, gizli sözleşme bilgileri karşılığında; en az yarım milyon dolar nakit para, seyahat masrafları, lüks eşyalar, partiler ve fahişelerle rüşvet verdiği ortaya çıkmıştı. 
 

l.jpg
Fotoğraf: Leonard Francis

 

ABD'li subaylar bilgi vermekle kalmamış, Leonard'ın Güneydoğu Asya'da kontrol ettiği limanlara uçak gemilerini, gemileri ve denizaltıları yönlendirmelerini sağlamış.

Böylece Leonard; yakıt, römorkörler, mavnalar, yiyecek, su ve kanalizasyon temizleme için donanmayı kolayca soymuş.

Leonard ev hapsindeyken firar etmiş, 2022 Eylül'ünde Venezuela'dan Rusya'ya giderken havaalanında yakalanmıştı.

Venezuela'ya iltica talebinde bulunsa da Saab'a karşılık ABD'ye iade edilenlerden biri olmaktan kurtulamadı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

ABD hazinesinin başlattığı soruşturmaya bağlı olarak hakkında uluslararası yakalama emri çıkarılan Saab ise Cabo Verde'de tutuklandıktan bir yıl sonra ABD'ye iade edilmişti. 

ABD makamları Saab'ı, Venezuela hükümeti ile ticaret yaparak elde ettiği kara parayı aklamakla suçluyordu. 

Lübnan kökenli bir Kolombiya vatandaşı olan Saab'ın Venezuela'yla ilişkisi 2011'de 685 milyon dolar tutarında Konut Misyonu için prefabrik ev tedariki anlaşmasıyla başladı.

Fakat o dönemde Ekvador'dan temin edilen prefabrik evlerin ithalatında bazı usulsüzlükler olduğu söylendi.

Ekvador savcılığı Saab ve ortağını hayali ihracat yapmakla suçladı. 
 

k.jpg
ABD Saab'ı "kara para aklamakla" suçlamıştı / Fotoğraf: Reuters

 

Ancak o dönemde bu tarz usulsüzlükler sadece Saab'a özgü değildi.

Örneğin Uruguaylı eski Tupamaros örgütü yöneticilerinin şirketine verilen konut ihalesi, tam bir skandalla sonuçlanmıştı.

Bu tarz sorunlar Venezuela'da işlerin hep dostluk ilişkilerine dayanması ve el yordamıyla yürümesinden kaynaklanıyordu.  

Daha sonra ABD ambargosunun sıkılaşmasına bağlı olarak Saab, Venezuela'nın gıda tedarikine yöneldi.

Saab, CLAP sistemi denilen halka gıda tedariki programına 2016-2018 yılları arasında 1,5 milyar dolarlık satış yaptı. 

Muhalif gazetecilerin iddiasına göre Saab'ın Bolivarcı yönetimle toplam ticari ilişkisi 2012'den 2020'ye kadar 8-10 milyar doları buldu.

ABD savcılığı bu ihalelerin alınış sürecinden elde edilen gelire ve satılan malın kalitesine kadar bir dizi usulsüzlük suçlamasında bulunuyordu. 

2018'den bu yana Maduro yönetimi ambargoyu kırmak için Amerikan doları yerine altınla ödeme yapmaya başladı.

Bu noktada Saab Türkiye, İran ve BAE'de bu altınların karşılığında nakit ve kredi elde etti.  

Bu arada 2019'dan itibaren Venezuela'da ambargo sebebiyle petrol üretimi durdu ve ülke yakıt üretmek için gerekli olanaklara sahip olmadığı için benzin kıtlığı baş gösterdi.

Saab, İran'dan Venezuela'ya götürülmek üzere mazot ve benzin dolu 5 gemi satın aldı. 

Saab'ın Venezuela adına yürüttüğü ticari trafik; Türkiye ve Meksika'dan gıda, İran'dan yakıt ve Hindistan'dan ilaç tedarikine dayanıyordu.

Bunların çoğunun parası da Venezuela altınıyla ödeniyordu. 

Saab'ın Türkiye ile Venezuela arasında kurulan ortak devlet şirketleriyle de doğrudan ilişkisi var.
 

lex Saab Moran, 17 Ekim 2021'de Reuters'ın servis ettiği bu fotoğrafta görülüyor.jpg
lex Saab Moran, 17 Ekim 2021'de Reuters'ın servis ettiği bu fotoğrafta görülüyor

 

Özetle, bu gerçekten karmaşık ve uzun hikâye, Türkiye-Venezuela Kereste şirketi "MAVETUR"la başlıyor.

Bu şirket esas olarak Venezuela devlet şirketi "Maderas del Orinoco" ile Türk şirketi "Glenmore Proje İnşaat" arasındaki birleşmeye dayanıyor.

Glenmore Veysel Altun adına kayıtlı. Aynı isme aynı adreste kayıtlı olan diğer şirket Mulberri Proje de Venezuela'ya gıda satışında kullanılıyordu.

Mulberri'nin ortaklarından biri emlak işi yapan Serkan Sarıkeçe. Mavetur'un Mayıs 2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan ana sözleşmesinde, Glenmore Proje İnşaat'ın vekili olarak imza atan Patrizia Fiore'yi temsil eden de Veysel Altun.

Diğer kişi ise Saab'ın avukatı Mario Germán García Palacio'ydu. Altun'un adı Alex Saab'ın eşi Camila Fabri ile İtalya'da bir soruşturmada geçti.

Bu şirketlerin gerçek sahibinin Alex Saab olduğu ABD mahkeme kayıtlarında yazıyor.

Ağustos 2018'de Glenmore İnşaat ile "Carbones del Zulia"nun birleşimiyle Venezuela-Türkiye ortak Kömür şirketi "CARBOTURVEN" kuruldu.

Bunun devamında devlete ait MINERVEN ile Saab'ın damadı Lorenzo Antonelli tarafından kontrol edilen Marilyns Proje Yatırım'ın birleşmesiyle Türkiye-Venezuela Maden Şirketi MIBITURVEN kuruldu. 

Kereste işi için kurulan şirketin Türkiye'ye satış yaptığına dair bir kayıt bulunmuyor.

Zaten esas ticaret altın ve diğer değerli taşlar üzerine inşa edildi. Kereste meselesinde trajik olan şey insan eliyle yapılmış dünyanın en büyük ormanının yok edilmesiydi. 

Monagas eyaletinin güneyinde, Orinoco Nehri kıyısında yer alan 600 bin hektarlık Karayip Çam ormanından geriye 110 bin hektarlık bir alan kaldı.

Ormansızlaşmaya paralel biçimde 2 bin orman işçisi de işini kaybetti.

Burada sorun Saab'ın ABD ambargosunun delinmesindeki rolü değil, Karakas yönetimiyle arasındaki ilişkinin şeffaf olmamasıydı.

Resmi ilişki, başka kişiler ve Londra, İstanbul gibi finans merkezlerinde Venezuela ile alakasız kişilere ait şirketler üzerinden kurulduğu için her türden usulsüzlüğe kapı aralanıyordu. 

Maduro yönetimi başlangıçta Saab ile bir ilişkisi olduğunu reddediyordu. Fakat onun Cabo Verde'de tutuklanmasından sonra Saab'a destek verdi ve iadesini engellemek için bir kampanya başlattı. 

Bolivarcı iktidarı destekleyen kesimler sosyal medya hesaplarını da kullanarak Saab'ın serbest bırakılması çağrısında bulunan afişler, duvar resimleri ve grafitilerle başkenti doldurdular.  

Bu Küba'nın yıllarca sürdürdüğü "5 Küba kahramanı" kampanyasına benziyordu. 

1998'de Maimi'deki karşı-devrimci mafya örgütüne sızan 5 Kübalı ajanın tutuklanmasındaki gibi bir kahramanlık hikayesi yazılıyordu. 

Kübalı ajanlar, 90'lı yıllarda Küba uçaklarını düşürmek, turistik tesisleri bombalamak gibi terör eylemlerinden sorumlu örgütlerin ilişkilerini açığa çıkarmıştı.

Kuşkusuz Saab'ın yaptığı şey Kübalı 5 ajanın ABD'de karşı istihbarat faaliyeti yürütmesi türünden bir eylem değildi ama ABD'nin ambargo politikasına aykırı olması kahraman sayılması için yeterliydi.

Venezuela hükümeti Saab'ın ABD'ye iadesini engellemek için, onun diplomat olduğunu iddia etti.

Ancak bunun için kanıt olarak gösterdiği resmî gazete nüshasının sahte olduğu kısa sürede ortaya çıktı.  

r.jpg
Fotoğraf: Reuters

 

Saab'ın tutuklanmasına paralel biçimde Maduro yönetimi ülke içindeki ABD unsurlarına yönelik bir dizi operasyon başlattı.

Venezuela kökenli fakat ABD vatandaşlığı olan, devlet petrol şirketiyle bağlantılı yöneticileri tutukladı.

Bunların hepsinin geçmişinde zaten yeterince yolsuzluk hikayesi vardı. Bu yüzden Maduro'nun savcıları onları tutuklamak için gerekli materyale yeterince sahiptiler. 

Ayrıca muhalefetin ABD ile yakın ilişkili birçok ismi de Maduro suikastı davasının bir uzantısı olarak hapsedildiler.

Bu arada muhalefet sokaklardan ve siyaset alanından silinmeye başladı.

Zaten Trump'un Juan Guaido'yu Venezuela Devlet Başkanı ilan etmesinden sonra muhalefet tamamen iradesini Washington'a teslim etmişti. 

Biden'in başkanlık döneminde, ambargo politikası sürmekle beraber Guaido merkezli muhalefete pek sahip çıkılmadı.

Bunun yerine Maduro yönetimiyle bazı diyalog kanalları oluşturuldu. 

Tam bu süreçte iki ülke arasındaki ilk esir takası gerçekleşti.

Başkan Maduro'nun eşi Cilia Flores'in Haiti'de uyuşturucu kaçakçılığından tutuklanan ve 2017'de ABD'de 18'er yıl hapis cezası alan iki kuzeni Antonio Campo Flores ve Franqui Francisco Flores, 2022 Ekim'indeki ilk tutuklu takasında serbest bırakıldılar.

Ayrıca Maduro yönetimine yakın bazı kişilerin ismi ambargo listesinden silindi.

Buna karşılık Maduro da Venezuela'nın ABD'deki petrol şirketi Citgo'nun 5 yöneticisini hapishaneden tahliye etti. 
 

Alex Saab, ABD hükümeti tarafından esir takası kapsamında serbest bırakıldıktan sonra ailesi ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yla birlikte Reuters.jpg
Alex Saab, ABD hükümeti tarafından esir takası kapsamında serbest bırakıldıktan sonra ailesi ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yla birlikte / Fotoğraf: Reuters

 

Saab takası ise daha öncekilerden çok farklı biçimde gerçekleşti.

Bu Washington'un Bolivarcı iktidara yönelik ambargonun gevşetildiği bir pazarlık döneminin sonucu olarak gerçekleşti. 

2022'de Meksika başkentinde muhalefetle başlayan görüşmelerin bir de uluslararası arka planı vardı.

Biz buna ilk olarak Şarm El-Şeyh'de gerçekleşen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı "COP27"de tanık olduk.

Maduro orada uzun yıllar sonra ilk kez bir devlet başkanı gibi karşılanmıştı.

Dahası kameralar önünde eski  ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve Fransa Devlet Başkanı Macron'la samimi görüntüler vermişti. 

Washington ile Karakas arasındaki görüşmeler sadece tutuklu takasından ibaret değil.

2024 Ekim'inde yapılacak seçimlere katılacak muhalefet adaylarına yönelik kısıtlamaların da kaldırılmasını içeriyor.

Bu yüzden serbest kalanlar arasında 10 ABD'linin yanı sıra Venezuela muhalefetinden 24 tutuklu var.

Biden, tutuklu takasından sonra "Maduro'nun şu ana kadar serbest seçimlere ilişkin taahhüdünü yerine getireceği görülüyor" açıklamasını yaptı.

Biden tutuklu vatandaşlarını geri aldı ve muhalefete bir soluk alma, yeniden siyasi alanda temsil edilme imkânı tanıdı.

Maduro bir yandan sembol bir adamını geri alarak gücünü gösterdi, diğer yandan ambargonun zayıflamasıyla Repsol gibi ABD'li petrol şirketlerinin yöneticileriyle poz verdi. 

Gerçi henüz ABD, Maduro'nun başına koyduğu 15 milyon dolar ödülü kaldırmadı ama şimdilik her iki taraf da gelişmelerden memnun.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU