İki Amerikan gazetesi arasında başlayan rekabetin hikayesi: Sarı gazetecilik

Olayları abartmak, skandalları teşvik etmek, kamuoyunu kışkırtmak ve iki ülke arasında savaş başlatmak gibi yöntemler benimser

En büyük güvence, tüm medyaya yayılan bilgilerin doğruluğunu tespit için bireysel farkındalık ortaya koymak / Fotoğraf: Unsplash

1890'lı yıllarda New York'ta ABD'li iki ünlü gazete arasında yaşanan amansız rekabetin öyküsü, gazetecilik dünyasına gölgesini düşürmeye devam ediyor.

Bu rekabet bugün hâlâ yankılanan "sarı gazetecilik" tabirini arkasında bıraktı.

New York World gazetesi, 1883 yılında yeni sahibi ABD'li gazeteci Joseph Pulitzer yönetiminde siyasi yolsuzluğa ve sosyal adaletsizliğe karşı renkli ve sansasyonel haberler ve kampanyalar yaparak ülkedeki en büyük gazete tirajını elde etti.

ABD'li iş insanı, gazete yayıncısı ve ülkenin en büyük gazete zinciri ve medya şirketi Hearst Communications'ı geliştirmesiyle tanınan politikacı William Randolph Hearst, 1895 yılında rakip gazete olan New York Journal'ı satın alarak mücadele alanına girmeye karar verdi ve Pulitzer'e meydanı boş bırakmadı.

İki gazete arasında yaşanan varoluş savaşında kullanılan stratejik planları tanımlamak için "sarı gazetecilik" terimi türetildi.

 
Sarının sırrı

"Sarı gazetecilik" teriminin ilk ortaya çıkışı 19'uncu yüzyılın son 10 yılında New York World gazetesinin yayınladığı resimli dizi aracılığıyla oldu.

sarı çocuk.jpeg

Bu dizinin kahramanı, ABD'li çizgi romancı Richard Felton Outcault tarafından yaratılan ve "Sarı Çocuk" olarak bilinen sarı elbiseli bir çocuğun temsil ettiği bir karakterdi.

Bu karakter okuyan kitleler arasında büyük bir popülerlik kazandı ve bu da gazetenin tirajının rekor sayılara yükselmesine katkıda bulundu.

"Sarı gazetecilik" terimi "sarı çocuk"tan türetildi. New York World ve New York Journal gazeteleri bu terimin yayın hakkı konusunda şiddetli bir mücadeleye girdi.

San Francisco Examiner gazetesinin başarısında pay sahibi olan Kaliforniya'lı Hearst, aynısını New York'ta da yapmaya karar verdi.

William Randolph Hearst, ABD'li çizgi romancı Richard Felton Outcault'yu kendisi için çalışmaya ikna etmeyi başardı ve böylece doruğa ulaşan rekabet savaşına girmeye karar verdi.

Daha sonra "sarı çocuk" New York'un en büyük iki gazetesinde aynı anda çıkmaya başladı.

Bu da savaşı kazanmak için yalan, uydurma, aldatma, ima, kontrol, alay etme, kelimelerle oynama gibi yasal ve yasadışı her türlü yol ve silahın kullanılmasına yol açan rekabetin fitilini ateşledi.

Gerçekte var olmayan hayali çizimlerle donatılmış, gerçekleşmemiş olaylarla ilgili heyecan verici hikayeler yayımlandı.

Bu rekabet ve buna eşlik eden kapsamlı tanıtım, iki gazetenin tirajının artmasına ve ABD'nin birçok şehrinde basında etkisini bırakan çatışmayı takip etmek amacıyla bu gazetelerin satın alınmasına yol açtı.

Kamuoyunda iki gazeteye "sarı çocuk gazeteciliği" terimi verildi. Bu terim kısa süre sonra "sarı gazeteciliğe" dönüştü.
 

 

Harekete geçiren ilk etken

Bu terim, profesyonel ve doğruluktan uzak gazete ve çalışma türleri için kullanılmaya başlandı.

Bu, içerikten ziyade satışları artırmak için ilgi çekici başlıklar kullanarak ilgi çekme yöntemini benimseyen ve basın haberlerini gerçeklerden çok heyecan odaklı bir şekilde hazırlayan bir gazetecilik türüdür.

Bu tür gazetecilik gerek biçim gerekse içerik düzeyinde kullanılmayan hiçbir heyecan unsuru bırakmadı.

Bu türün yöntemleri arasında olayların abartılması, skandalların teşvik edilmesi ve kamuoyunun karıştırılması yer aldı.

Bu tür, hayali resim veya çizimlerin abartılı kullanımı, uydurma röportajlar, yanıltıcı manşetler, sahte bilim, suçlar, skandallar ve ilişkiler, felaket hikayeleri ve uydurma haberler, görüntüleri kötüye kullanıp çalma ve sahte olanlara bel bağlama yöntemlerini benimsedi.

ABD'li tarihçi ve "The Yellow Press" (Sarı Gazetecilik) kitabının yazarı W. Joseph Campbell, sarı basının gazetelerini anlattı:

Ön sayfalarda çok sayıda sütun bulunan günlük manşetler içerirler, spor, dedikodu ve skandal gibi çeşitli konuları kapsarlar, büyük ve genellikle renkli resimlerle cesur tasarımlar kullanırlar ve ağırlıklı olarak anonim bilgi ve haberlere dayanırlar.


ABD'li tarihçi Joseph Patrick McKearns, 1976 yılında yazdığı The History of the American Press adlı kitabında, 1890'lı yıllarda "sarı basın"ın, 1920'li ve 1930'lu yıllarda ise "magazin" basının, ucuz sansasyonelliği ve güvenilmez deneyleri dışarı pompaladıkları için gazeteciliğe "kâr odaklılık" damgası vurulmasına neden olduklarını söyledi.

Kâr arzusu bu yöntemlerin benimsenmesindeki temel etken oldu ve öyle bir noktaya geldi ki, ABD-İspanyol Savaşı'nın patlak vermesine yol açan nedenlerden biri oldu.
 

 

Savaşın fitilini ateşlemek

New York Press'in Havana limanında ABD gemisi USS'nin batışını haber yapmasıyla "sarı basın", ABD'nin 1898'de Kübalı devrimcilerle birlikte İspanya'ya karşı yürüttüğü savaşı körüklemiş oldu.

Bu da ABD'nin kontrolünün kapsamının genişlemesine ve yabancı topraklar edinmesine yol açtı.

Bu tür gazetecilik için her türlü haberle dolu zengin bir materyal olduğunu düşünen iki gazete, önce olayların takibine, ardından da muhabirlerini Küba'ya göndererek okuyuculara ortam hazırlamaya yoğunlaştı.

Söz konusu gazeteler yalan, abartı, uydurma olay ve dramatik yöntemi kullanarak İspanyol-ABD Savaşı için gerekli halk desteğinin oluşmasına katkıda bulundular.

Savaşı basının genel kamuoyu oluşturarak olayların gidişatını belirlemede büyük katkı sağladığı ilk medya savaşı olarak tanımladılar.

Pek çok gözlemci, ABD'yi İspanya ile savaşa girmeye iten faktörlerin başında sarı basının yarattığı telaşlı atmosferin geldiği konusunda hemfikir.

Tarihçiler ve medya mensupları yaptıkları çalışmalarda ABD-İspanya savaşının demagojik baskıyla "sarı basının" ateşleyebildiği ilk savaş olduğunu beyan ettiler.

Bazıları ise"sarı basının" rolünün savaşa özlem duyan kitlelerin duygularını körüklemekle sınırlı olduğunu düşünüyor.
 

 
Yalan haberlerin azalması

"Sarı gazeteciliğin" yıldızı 1898 gibi erken bir tarihte sönmeye başladı.

Sidney Pomerantz, New York gazeteciliğinin tarihi üzerine yazdığı makalelerde halkın sahte haberlere ve uydurmalara karşı giderek daha fazla ilgisiz hale geldiğini belirtti.

Gerçek haberi uydurma haberden ayırt edemez hale geldikten sonra insanlar bu gazetelerin yaptıkları herhangi bir haber veya açıklamaya karşı güvenlerini yitirdiler.

Bu da yalan haberlerin azalmasına yol açtı. 20'nci yüzyılın başlarından kısa bir süre sonra, normal hayata dönüşle, "sarı gazetecilik" döneminin sona erdiği söylenebilir.

Pomerantz, bu dönüşümü de New York Times gazetesinin başarısına bağlıyor. New York Times, New York Journal ile karşılaştırıldığında çok muhafazakar bir gazete olarak görülüyor.

Ayrıca, "sarı gazetecilik" döneminin manşetler, renkli çizgi romanlar ve illüstrasyonlar gibi bazı teknikleri kalıcılığını korudu ve oldukça yaygınlaştı.

Sarı gazeteciliğin pek çok sansasyonel uygulaması, özellikle televizyon ve internet gibi diğer medya araçlarında da yaygınlaştı. 

Günümüzde internetin ortaya çıkışının sahte haberlerin yaygınlaşmasına katkı sağladığı kesindir ve birbirini takip eden yeni gelişmelerle birlikte bu konu daha da karmaşık hale gelecektir.

Belki de en büyük güvence, paylaşılan haber ve görsellerin (paylaşmak ve varlık çevresini genişletmek için acele etmeden önce) geçerliliğini doğrulamak için ortaya konacak bireysel farkındalıktır. 

 

 

Independent Arabia

DAHA FAZLA HABER OKU