Kur'an yakmak ifade özgürlüğü mü yoksa İslam düşmanlığı mı? Hukukçu ve ilahiyatçılar cevapladı

İsveç ve Hollanda'da Kur'an-ı Kerim'i yakma olaylarının ardı arkası kesilmiyor. Hukukçu ve ilahiyatçılara göre yapılan apaçık bir hakaret ve nefret suçudur. Dine saldırı söz konusu. Bu nedenle gerekli yasal önlemler alınmalı

Bayram günü İsveç'in başkenti Stockholm'de Kur'an-ı Kerim'in yakılması tepkilere neden oldu / Fotoğraf: AA

Son dönemde Müslümanların kutsal kitabı Kur'an-ı Kerim'e yapılan saygısızlık artarak devam ediyor. Yapılan saygısızlıkta İsveç ve Hollanda başı çekiyor.

Birçok defa tekrarlanan saygısızlığa dün bir yenisi daha eklendi. Irak asıllı Salwan Momika, İsveç'in başkenti Stockholm'de bayram günü Kur'an-ı Kerimi yere atıp bastıktan sonra yaktı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Bu Momika'nın ilk eylemi değildi. Geçen şubat ayında da Irak'ın Stockholm Büyükelçiliği önünde Kur'an-ı Kerim yakmak istemişti.

Momika'nın son saygısız eylemi tansiyonu yükseltirken, tepkiler gecikmedi. Türkiye'den Amerika Birleşik Devletleri ve körfez ülkelerine kadar birçok hükümet yetkilisi yapılan saygısızlığı sert dille kınadı.

Birçok isim, benzer olayın bir daha tekrarlanmaması için İsveç makamlarından önlem alınması çağrıları yaptı.

Hatta Fas hükümeti, Kur'an-ı Kerim'in yakılması nedeniyle Stockholm Büyükelçisi'ni süresiz geri çağırdı.

İsveç ve Hollanda başta olmak üzere Avrupa'nın birçok ülkesinde İslam dinin kutsallarına saygısızlık neredeyse rutin bir hal aldı.

Dünyada yaklaşık nüfusu 2 milyar Müslüman'ın inandığı Kur'an-ı Kerim'e saygısızlık yapmak fikir özgürlüğü mü yoksa İslamofobi mi?

Hukukçu ve ilahiyatçılar, konuyu Independent Türkçe'ye değerlendirdi.

"İslam'ın hızlı yayılması birilerini bunalıma sürüklüyor"

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nin eski öğretim üyesi ve Süleymaniye Vakfı Başkanı Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır, eylemin fikir özgürlüğü kapsamında değerlendiremeyeceğini söyledi.

Günümüzde Avrupa başta olmak üzere tüm dünyada en çok yayılan dinin İslam olduğuna değinen Prof. Dr. Bayındır, "Avrupa'da kiliselere girildiğinde bomboş olduğu görülüyor. Bu da birçok kimseyi bunalıma sürüklüyor ve böylece bu eylemlerle kendilerince bir şeyler yaptıklarını düşünüyorlar" dedi. 

 

Abdulaziz Bayındır
Abdulaziz Bayındır / Fotoğraf: Independent Türkçe

 

İnsan hakları, evrensel ilkeler ve doğal yapı düşünüldüğünde kimsenin bir başkasının kutsalına saldırma hakkının olmadığının bilmesi gerektiğine vurgulayan Bayındır, "Aslında kimsenin öğretmesine bile gerek yok ama doğal yapı bozulup insanlar bunalıma girince çareyi bu tür eylemlerde arıyorlar" diye konuştu.

"Bu tür eylemler Kur'an'a ilgiyi artırır"

Eylemlerin bir diğer etkisinin de uluslararası yapılarda olan değişiklik olduğuna dikkati çeken Bayındır, "Batı'nın geleceği olan güven kayboldu, çünkü aile yok, nesil yok ve sürekli yaşlanıyorlar" dedi ve ekledi:

Bir müddet sonra bunların ayakta kalacak halleri kalmıyor ve benzer eylemlerle kendilerini tatmin etmeye çalışıyorlar. Hiçbir zaman bu tür eylemlerin önüne geçilemez, çünkü Resulullah zamanından beri, hatta Adem aleyhisselam zamanından beri doğru din ile mücadele edilmiştir. Bu tür olayların Kur'an'a olan ilgisini artıracağını düşünüyorum."

"Bu bir nefret suçu"

Felsefeci-ilahiyatçı Prof. Dr. Caner Taslaman da Bayındır ile benzer görüşte.

Eylemin fikir özgürlüğünden öte bir nefret suçu teşkil ettiğini kaydeden Taslaman, "Uluslararası camiada hukuk çerçevesinde gerekli girişimlerde bulunulmalı" ifadelerini kullandı.

 

Caner Taslaman
Caner Taslaman / Fotoğraf: Twitter

 

Avrupa'da nefret suçu kapsamına giren kuralların incelenmesi gerektiğine değinen Prof. Dr. Taslaman, "Mevcut hukuk çerçevesinde bunları dava etmek, İsveç hükümetinden bunların durdurulmasını istemek gerekir. Avrupa'da herkesin her fikri söylemedi belli" yorumunda bulundu.

"Herhangi birileri Nazi için destek eylemi yapabiliyor mu?"

"Biri Naziler için bir yürüyüş yapabiliyor mu" diye soran ardından "elbette yapamıyor" diyen Taslaman, şunları kaydetti:

Demek ki beyan edilen kimi fikirler Avrupa'da da nefret suçu kapsamına giriyor. Nazi desteği nefret suçu kapsamına giriyorsa pekala Kur'an'a karşı yapılan bu saygısızca eylemler de nefret suçu kapsamına girmeli. Uluslararası hukuku bilen Müslümanların gerekli yasal kararları aldırmaları lazım. Yani yapılan yanlışa yanlış bir şekilde cevap verip zararı artırmamak öncelikli olmalı. Akıllıca cevap vererek hukuk çerçevesinde gerekli girişimler yapılmalı."

"Dine saldırı söz konusu"

İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) Genel Başkanı Av. Kaya Kartal da bir fikirden ziyade eylemle Müslümanlara ve İslam dünyasına dönük ve en kutsal sayılan Hz. Peygamber üzerinden dine bir saldırganlığın söz konusu olduğunu söyledi.

 

Kaya Kartal
Kaya Kartal / Fotoğraf: Twitter

 

Yapılan saygısızlığın sivil bir eylem olmadığını, bilakis tahrik ve bir kışkırtmaya dönük bir eylem olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Kartal, "Bugüne kadarki benzer eylemlerde çok acı sonuçlara şahit olduk. Karşı tepkilerde oluşan ciddi sorunlar gündeme geliyor. Buna rağmen benzer eylemlerin devam ettiriliyor olması, tahrikten öte doğrudan bir saldırganlık içeren İslam düşmanlığı içeren, Müslümanları bir düşman figür olarak göstererek hedef alan bir eylemdir" değerlendirmesinde bulundu. 

"Gerekli yasal önlemler alınmalı"

Hukukun insanların barış içerinde bir arada yaşamasını kolaylaştırmak için olduğuna vurgu yapan Kartal, "Eğer hukuk bu tür düşmanlık içeren ve besleyen konulara sessiz kalıyorsa bir defa hukuk ile ilgili bir problem var demektir" yorumunda bulunarak sözlerini şöyle tamamladı:

Dolayısıyla hukuk bunun için var. Mesela Avrupa'da Yahudilerle ilgili esaslı bir hukuk oluşturulmuş durumda. Orada bu düzeye bile varmadan, daha basit eleştiriler bile engelleniyor, yasalarla korunuyor. Bu kadar ağır, tahrik edici ve düşmanlaştırıcı bir eylemin öncelikle hukuk nazarında engellenmesi lazım. Devletler ve sivil toplum kuruluşları bunun önünde bariyer olmalı ve gerekli yasal önlemi almalılar."

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU