İş kaygısı nasıl yönetilir?

Canan Duman Independent Türkçe için yazdı

Görsel: Pixabay

İçimizi kemiren bir kıyamet duygusu. Yapmamız gerekeni asla bitiremeyeceğimiz endişesi.

Durum kötüleşince hissedilen kalp sancısı, bazen korkunç bir mide ağrısı…

Asla tamamen ortadan kalkmayan kaygı hayatımızın çeşitli yönlerinde bizi yoklar, onlardan biri de iş hayatıdır.

Hepimiz zaman zaman endişe ve korku yaşarken, bazıları için bu durum uzun sürer. 
 


İş yeri kaygısı neden oluşur?

İş yeri kaygısı bir dizi nedenden kaynaklanır.

En yaygın nedenler arasında; aşırı çalışma saatleri, yaklaşan son teslim tarihleri, zor meslektaşlarla veya talepkâr yöneticilerle uğraşmak, ofis siyaseti veya dedikoduyla yüzleşmek, belirsiz hedef ve beklentiler yer alır.

İş güvenliği, organizasyonel değişim veya makroekonomik koşullar gibi daha büyük sorunlar da iş kaygısında alevlenmeye neden olabilir.

Yukarıda belirtilenler nedeniyle çalışma hayatımızın bir aşamasında, hepimiz işte bir tür kaygı yaşayabiliriz. 


İş yeri kaygısının belirtileri neler? 

İş yeri kaygınız varsa, aşağıdaki gibi belirtilerle karşılaşabilirsiniz:

  • Sürekli bir endişe, korku veya umutsuzluk duygusu
  • Kapana kısılmış hissetmek ve bir 'çıkış yolu' bulamamak
  • Korku dolu, paranoyak ve gergin hissetmek
  • Öfke ve sabırsızlık
  • Konsantrasyon zorluğu
  • Panik atak
  • Tükenmişlik

Bu belirtiler, konsantre olamadığımız veya bize verilen görevleri yapmak için motive hissedemediğimiz için işimizi yapamamamıza, zamanla performansımızın azalmasına, iş ilişkilerimizin bozulmasına neden olabilir.


Kaygıyı yok saymak yerine kabullenmek 

Kaygıyı yönetebilmek için öncelikle bu duygunun normal olduğunu kabul etmemiz gerekir.

Kendimize kaygıyı engellememizi söylemek, düşünce girdabının daha yüksek sesle konuşmasına neden olur.

Kaygıyı durdurmaya çalışmak, yorgun hissetmediğimiz halde kendimizi uyumaya zorlamak gibidir, ters etki yapar. 


Tetikleyici nedenin farkına varmak 

Kaygı başlangıçta bir tehdit tarafından tetiklenir ancak tehdit ortadan kalktıktan sonra semptomlar devam ederse bu normal değil.

Örneğin; iş yerinde terfi için girilen bir sınav öncesi sınav tarihinin bir türlü gelmediğini hissetmek ya da sınav geçmesine rağmen kaygıdan kurtulamamak gibi…  

Eğer bu şekilde devam eden bir durum söz konusuysa bir terapist ile konuşmak yararlıdır. 


İş yerinde kaygı ile nasıl başa çıkılır?

Kaygı, vücudumuzun bize bir şeylerin ters gittiğini söyleme şeklidir.

Zihinlerimiz ve bedenlerimiz, fiziksel semptomlar göstererek bir şeylerin tam olarak çalışmadığını bize bildirmek için beynimize bir sinyal gönderecek şekildedir.

Başlamak için en iyi yer kaygımıza bir isim vermek, onu yazmak ve onu dinlemektir. Kendimizi daha iyi anlamaya başladığımızda, endişemizi daha iyi anlarız.

Kaygılı düşüncelerden muzdarip tek kişi bizmişiz gibi hissedebiliriz ama değiliz.

Bunun için vücudumuzu dinleyelim, çalışırken bizi neyin kötü hissettirdiğini izleyelim, bunun bizi nasıl hissettirdiğini fark edelim. Bu, düşüncelerimizi fethetmenin ilk adımıdır.

Kaygı zihnin içinde olur. Birçok yönden bizim için son derece kişiseldir, bu nedenle onu yönetmek için kendimizi net bir şekilde anlamalıyız. 

Bazen kaygılı olduğumuz için çalışamamaktan kaynaklanan kaygı, bizi adeta kendi kuyruğunu yiyen bir yılana dönüştürür.

Kendimize geçmişte endişelendiğimiz her şeyin çoğunlukla yolunda gittiğini ve endişelenerek harcadığımız tüm zamanı geri getiremeyeceğimi hatırlatmalıyız.

Zihnimizi okyanus, düşüncelerimizi dalgalar olarak düşünebiliriz. Suyu sakinleştirmeye çalışırken rahatsız etmeye başladığımızda, daha fazla dalgaya neden oluruz.


Duygularınızı paylaşın

Kaygılarımızla ilgili olarak iş arkadaşlarımız, arkadaşlarımız ve ailemizle konuşabiliriz.

Özellikle meslektaşlarımız işte bizimle aynı baskıları hissediyor ve bunu eşit derecede içselleştiriyor olabilir.

Arkadaşlar ve aile, denklemin dışında biri olarak bize yeni bir bakış açısı verebilir. Akranlar genellikle yardımcı olabilecek öneriler ve fikirler sağlayabilir. 


Zaman yönetimi becerilerini geliştirin

Kesin teslim tarihleri ve büyük iş yükleriyle karşı karşıya kaldığımızda kaygı oluşabilir.

Zaman yönetimi becerileri, kaliteli işler yaratmak için görevlerimize ve zamanımıza öncelik vermemize yardımcı olabilir.

İşi teslim tarihine kadar bitirmek, kaygıyı giderebilir. 


Yardım isteyin

Kişisel hayatımızı etkileyecek kadar fazla çalıştığımızı hissediyorsak, yardım istemek kötü bir şey değildir.

Yöneticimizin beklentilerini karşılamakta veya son teslim tarihlerini zamanında karşılamakta zorlanıyorsak meslektaşlarımıza ulaşmalıyız.

Yardım istemek zayıflık değildir, "İyi değilim, yardıma ihtiyacım var" diyebilmek de…

Ancak iş yerinde kime güvenmeye karar vereceğimizi akıllıca seçmek önemlidir. 

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU