Cenazeler niçin bekletiliyor, köylülerin defnettikleri kayıtlara geçti mi?

Çifte depremin bilançosu ağırlaşıyor. Can kayıplarının sayısı sürekli yükseliyor. Hala depo, hastane ve sokaklarda bekleyen cansız bedenler var. Cenazeler niçin hızlı defnedilmiyor? Köylülerin kara toprağa verdiği insanlar kayıtlara girdi mi?

Enkaz yığınlarının altında çıkanlar gösterilen yerlere defnediliyor. Köylüler ise ilk günden itibarın yakınlarını kendi imkanlarıyla kara toprağa verdi / Fotoğraf: AA

Hatay Devlet Hastanesi kullanılmıyor. Hastanenin içi cesetlerle dolu. İlk sarsıntıdan sonra çıkabilenler çıkmış. Hemşireler alabildikleri bebekleri dışarı çıkarmış. Kalanların hepsi hastanede ölü durumda. İnanılmaz derecede çok fazla cenaze var."

Bu sözler Hatay'daki çalışmalara katılan Dr. Evrim Uçkunkaya'ya ait.

Plastik cerrah Uçkunkaya, sağlıkçıların ellerinden geldiğini yapmaya çalıştığını söylüyor.

Etraftaki cenazeler nedeniyle ciddi bir kokunun yayıldığını, hijyen probleminin had safhada olduğunu, böyle gitmesi durumunda salgın hastalıkların başlayacağına dikkati çekiyor gönüllü doktor.

Sadece Uçkunkaya değil, arama-kurtarma ve yardım faaliyetlerine katılanların anlattıklarını aktaran birçok kişi de deprem bölgesinde cenazelerin defin işlemlerinin ağır yürüdüğünü ifade ediyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Çeşitli iletişim gruplarında binlerce kez paylaşılan bir ses kaydında, bir din görevlisi çağrıda bunuyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bir görevlisi olduğu öğrenilen kişi, bölgede cenaze yıkama ve defin işlerinde gönüllü çalışacak kişilere ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.

"Bulunduğumuz coğrafyada ciddi manada din gönüllüsü arkadaşlara ihtiyacımız var" diyen kişi, şunları kaydediyor:

Özellikle cenaze işlerinde görev alacak gönüllü hocalarımız olmak üzere hoca hanımlara ihtiyacımız var. İlçemizde görevli olan ya da görevli olmayıp gönüllü olabilecek, cenaze, tekvin işlerinden anlayan, bu işlerde bizi temsil edebilecek hoca hanımlara ihtiyacımız bulunuyor. Özellikle Hatay'da ciddi manada cenaze işleriyle ilgilenecek kişilerin bir an önce bölgeye gelmesi gerekiyor. Zira daha önce gelenlerin enerjisi bitmiş durumda. Onları dinlendirmek, onlara moral ve motivasyon verebilmek için çok acil bayan din görevlilerine ihtiyacımız var. Lütfen, Allah rızası için bölgeye gelin. Sayın hocalarımız en kısa sürede sizlerden geri dönüş bekliyoruz."

Defin işlemleri gecikiyor mu? 

Cenazelerin hızlı bir şekilde defnedilmemesi tepkilere yol açtı.

Ancak ilk andan itibaren Diyanet İşleri Başkanlığı bölgeye gerekli görevlendirmeleri yaptı.

Diyanet İşleri Başkanlığı, depremin hemen ardından bölgeye 52 il müftüsü ve 2 bin 500 personel gönderdi.

Daha sonraki günlerde bu sayı sürekli artırıldı ancak yine de defin işlerinin çok hızlı şekilde yerine getirildiği söylenemez.

Hatta öyle ki sosyal medyada Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bazı personellerinin cenazeleri yaktığı bile iddia edildi.

Bazı kişilerin ise sokaklarda bekletilen cenazelerin kollarını keserek bileklerindeki altın takıları aldıkları dahi ileri sürüldü.

Bu konuda gerekli soruşturmaların yapıldığı, bu tür iddiaları gündeme getirenlerin gözaltına alındığı ifade edildi.

Ama yine de iddiaların ardı arkası kesilmedi. Hala enkazların altından cansız bedenler çıkıyor.

 

144fb6a2-7623-423b-9318-e581933f8c81.jpg
Yakınların defneden insanların perişan durumları fotoğraflara yansıdı / Fotoğraf: Reuters



Mucizelerin yaşandığı enkazlarda cansız bedenler de çok

Bunlar ve daha pek çok beden, cenaze torbaları içinde bazı yerlerde bekletiliyor.

Durum böyle olunca eleştirilerin ardı arkası ister istemez kesilmiyor.

Zira can kayıpları çok fazla. "Mucize" denilebilecek canlı kurtarma hadiselerinin yaşandığı enkazlarda pek çok cansız beden duruyor.

Can kayıpları sürekli artsa da daha fazla ölü olduğu endişesi var. Şimdiye kadar açıklanan can kaybı sayısı 31 bini aştı.

Ancak depremin ilk gününde şoku atlatan birçok köy ve küçük ilçede yaşanan kayıpların defnedildiği ifade ediliyor.

Bunların sayısının ne kadar olduğu bilinmiyor. Köylülerin ise defnettikleri yakınlarının vefatını resmi makamlara bildirip bildirmedikleri meçhul.

Eğer köylülerin kendi imkanlarıyla ilk günden itibaren defnettikleri yakınlarının ölümleri kayıtlara düşülmemişse can kaybı sayısı çok daha yükselebilir.

Hele hele yıkılan bina sayısından hareketle yapılan tahmini hesaplar göz önünde bulundurulduğunda ortaya çıkacak rakam insanı dehşete düşürüyor.

 

a4187689-1575-4442-be6e-1b0cf945cfb1.jpg
Arama-kurtarma çalışmalarının sona ermesinden sonra enkazların kaldırma işlemi başlayacak. Bu enkazlardan daha fazla yaşamını yitirmiş insanların çıkarılmasından korkuluyor / Fotoğraf: AA



Can kayıpları 200 bini bulur mu? 

Örneğin deprem uzmanı Prof. Dr. Ahmet Ercan, yaptığı bir hesapla hala enkaz yığınlarının altında 155 bin kişinin olduğunu öne sürdü.

Buna mevcut resmi rakam eklendiğinde ise toplam can kaybı sayısı 180 bini aşacak gibi.

10 kenti etkileyen ve buraları kocaman birer enkaza dönüştüren depremin bilançosu her geçen gün ağırlaşıyor.

İnsanlar cenazelerini bile almakta güçlük çekiyor. Zira her cenaze belli bir işlemden geçiyor.

Bilindiği gibi 17 Ağustos 1999'da Marmara'da yaşanan depremde cenaze defin işlemleri hızlı gerçekleşti.

Ancak daha sonra binlerce kişi yakınlarının kayıp olduğunu ifade etti.

Öyle ki kimi aileler yıllarca yakınlarının ne ölüsüne ne de dirisine kavuştuklarını dile getirdi.
 

Mezarlık.jpg
Kimlik tespit çalışmalarının titizlikle yapıldığı, işlemlerin bitmesinden sonra cenazelerin yakınlarına teslim edildiği ifade ediliyor / Fotoğraf: AFP



Kimlik tespiti nasıl yapılıyor? 

Pek çok kişi yakınlarını yıllarca aradı. Benzer bir durumun yaşanmaması için ise bu defa daha özenli davranıldığı söylenebilir.

Çünkü enkazdan çıkartılan her cenaze belli aşamalardan geçiyor.

Edinilen bilgiye göre cenaze defin işlemlerinde savcılık, emniyet, kriminal, Diyanet ve Sağlık Bakanlığı işbirliği içinde çalışmalarını sürdürüyor.

Enkazdan çıkartılan her beden yıkanıyor. Ardından kimliklendirme yapılıyor.

Adli tıp uzmanı, savcılar ve İçişleri Bakanlığı'na bağlı kriminal ekipler parmak izi alıyor.

Bu işlemler yapılırken cenazenin yakını varsa o da çağrılarak görgü tanığı yapılıyor.

'Bu bizim yakınımızdır' denildiğinde gerekli evraklar hazırlanarak cenaze dini kurallara göre yıkanıp, kefenlenerek yakınına teslim ediliyor. Ardından cenaze yakını akraba ve vatandaşlar yardımıyla defin işlemini gerçekleştiriyor.
 

kimliklendirmede-parmakizi-incelemeleri-duyuru69e9f09a-9c7d-4ad2-b5d8-1ceb9cfe2a37.jpg
Yakını olmayan kişilerin kimlik tespitleri için parmaz izleri alınıyor / Fotoğraf: Twitter



Kimliksizlerin fotoğrafları çekliyor, parmak izleri alınıyor

Eğer cenazenin hiçbir yakını yoksa bu defa da "kimliksiz" olduğu gerekçesiyle işlem gerçekleştiriliyor. "Kimliksiz" cenazenin fotoğrafı çekiliyor, kim olduğunun tespiti için parmak izi alınıyor. Ayrıca DNA örnekleri de alındıktan sonra yine dini ritüeller yerine getirildikten sonra defin işlemi gerçekleştiriliyor.

Cenazelerin çok beklemesinin en önemli nedeninin bu süreç olduğu vurgulanıyor. Zaten kimliği belli, yakını bulunan ve cenazesini almak için bekleyenlere resmi işlem ve prosedürün bitmesinin ardından vefat etmiş yakınlarını alıp götürebiliyor.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, bu konuda yürütülen çalışmaları Kahramanmaraş'ta yaptığı açıklamada detaylı bir şekilde anlatmıştı.

 

2fbaf574-2845-48a7-9fb7-006331fb8797.jpg
Yakınlarından olumsuz haber alan vatandaşların durumu yürek sızlatıyor / Fotoğraf: AA 



Bakanlık izlenecek yola ilişkin yazı gönderdi

Adalet Bakanlığı da daha önce nasıl bir süreç işlendiğine dair bir açıklamada bulunmuştu.

Bakanlık 10 kentin cumhuriyet başsavcılıklarına gönderdiği, "Deprem Nedeniyle Olağanüstü Hal İlan Edilen Yerlerde Yapılacak Ölü Muayene ve Defin Ruhsat İşlemleri" başlıklı yazıda kimliği tespit edilmeyen cenazeler için izlenecek yola dair şu ifadelere yer vermişti:

"Köylerde muhtarlar tarafından, muhtar bulunamıyor ya da muhtarlara ulaşılamıyorsa mülki amir tarafından görevlendirilecek memurlarca deprem sonucu hayatını kaybeden kişilerin kimlikleri ve durumları tespit edilerek bu kişiler tarafından düzenlenecek defin ruhsatı ile defin işlemleri gerçekleştirilecek. İl ve ilçe merkezlerinde; vefat eden kişinin ölü muayene işleminin bir hekim tarafından en seri şekilde yapılması sağlanacak.

Ölü muayene tutanaklarına cumhuriyet savcısı tarafından ‘görüldü' yapılacak, defin ruhsatı düzenlenecek. Vefat eden kişinin kimliğinin tespit edilememesi halinde teşhise elverişli fotoğrafı çekilecek, parmak izi ve DNA örneği alınacak, cenaze kayıt altına alınmak suretiyle defin ruhsatı düzenlenecek. Cenazenin defnedildiği yer ve mezarlık kayıt altına alınacak."

"İnsanların yıllarca kayıp aramaması için kimlik tespitinin iyi yapılması lazım"

Marmara depreminde savcı olarak görev yapan hukukçu Ali Özgündüz, kimlik tespiti yapılmadan gerçekleşen defin işlemlerinin ileride ciddi sorunları beraberinde getireceğini söyledi.

Özellikle kırsal kesimde köylülerin kendi imkanlarıyla defin gerçekleştirdiğini hatırlatan Özgündüz, "Olağanüstü bir durum yaşanıyor. Köylüler ilk aşamada kendi yakınlarını defnetmiş olabilirler. Bunların acilen adli makamlara bildirilmesi gerekiyor" dedi.
 

Ali Özgündüz.jpg
Emekli savcı ve siyasetçi Ali Özgündüz / Fotoğraf: AA



Şu ana kadar açıklanan resmi rakama kırsal kesimlerde vefat eden ve bir şekilde defin işlemleri yapılan kişilerin dahil edilmediğini dile getiren Özgündüz, "Can kayıplarının sayısı sürekli yükseliyor. Bunlara kırsal kesimlerdeki vefat olayları eklenmemiş olabilir. İleride bu sayı güncellenecektir" ifadelerini kullandı.

Marmara depreminde cenazelerin hızlı bir şekilde defnedildiğini sonrasında ise bazı sorunların ortaya çıktığını dile getiren emekli savcı Özgündüz, şunları kaydederek sözlerini tamamladı:

"Kimliksizlerin işlemlerinin titizlikle yapılması gerekiyor. Bunların fotoğraf çekimleri, parmak izleri ve DNA örnekleri alınmalıdır. Defin işlemlerinden sonra yakınlarını bulamayan kişiler ileride çok arayacaklardır. Bu da beraberinde mezarların yeniden açılmasını getiriyor. Bunun yaşanmaması için dikkat, özen ve titizlik şart."

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU