"İmamoğlu beni aradı" diyen Soylu'ya Kılıçdaroğlu'ndan yanıt: Bir insan paçavra olarak yerde sürünse bile bu kadar yalan söylememeli

CHP Genel Merkezi'nde kurumların Ankara muhabirleriyle bir araya gelen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, gündeme dair açıklamalarda bulundu

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 5 Ocak'ta gerçekleşecek Altılı Masa toplantısının gündeminin ekonomi olduğunu söyledi/ Fotoğraf: CHP Basın Birimi

26 Aralık'ta internet medyası ve yabancı medya temsilcileriyle bir araya gelen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun bugünkü programında ise tüm Ankara muhabirleriyle yıl sonu değerlendirmesi vardı. 

52 gazetecinin katıldığı oturumda gündem yine ağırlıklı olarak "6'lı masanın adayının kim olacağı" konusuydu. 

CHP lideri, bulunduğu her ortamda olduğu gibi bu toplantıda da adaylığa odaklanmanın yanlış olduğu vurgusunu yaptı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

 "Cumhurbaşkanı adayı kim olacak tartışması en çok garipsediğim olay" diyor CHP lideri.

Kılıçdaroğlu'na göre masada bulunan altı partinin belli başlı konularda yüzde 100 uzlaşı sağlaması her şeyden önemli.

Zira "uzlaşmayı" masadaki hiç kimse seçim sonrasına bırakmak istemiyor. 

"Kim cumhurbaşkanı yardımcısı, kim TCMB Başkanı olacak konuşulmadı"

Kılıçdaroğlu'nun yanı sıra İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'na oluşan altılı masa, bugüne kadar 9 defa toplandı. 

CHP liderinin açıklamasına göre bu sayı, kameralar önündeki toplu görüşmeler olsa da liderler kendi aralarında ya da genele başkan yardımcıları düzeyinde sık sık görüşüyorlar, kurulan komisyonlar ortak çalışma yürütüyorlar. 

Bu masadan bugüne kadar 85 maddede değişiklik öngören anayasa taslağında uzlaşı çıktı ve bu, kamuoyuyla da paylaşıldı. 

Altılı masanın gündeminde iki önemli uzlaşı konusu daha var: Bunlardan ilki hükümet programı, diğeri güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş süreci. 

Kılıçdaroğlu'nun açıklamasına göre ekonomiden, adalete ve eğitime kadar tartışılacak tüm maddeler hükümet programını oluşturuyor. 
 

Kemal Kılıçdaroğlu
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, her yıl sonunda düzenli olarak basın mensupları ile bir araya geliyor/ Fotoğraf: CHP Basın Birimi



Geçiş süreci görüşmeleri ise mevcut cumhurbaşkanlığı sistemini güçlendirilmiş parlamenter sistemler nasıl ve ne kadar sürece değiştirileceğini masaya yatıracak. 

CHP lideri bu başlıklarda henüz uzlaşılmadığını uzlaşıldığında kamuoyu ile paylaşılacağını defaatle söyledi. 

Hatta Kılıçdaroğlu'na göre kim cumhurbaşkanı yardımcısı ya da kim merkez bankası başkanı olacak gibi bürokratik atamalar dahi altılı masanın konusu olmadı. 

Independent Türkçe'nin "Altılı masadaki liderlerden birinin cumhurbaşkanı olması durumunda partisinin genel başkanlığından istifa edecek mi?" sorusuna dahi "Görüşülmedi" yanıtı verildi. 
CHP lideri, "Bu konuyu büyük bir ihtimalle parlamenter sisteme geçişin yol haritasında belirleyeceğiz" dedi. 

5 Ocak'ta ne konuşulacak?

Bir gazetecinin "Kim aday olacağı tartışmalarını durduracak tek bir konu var o da altılı masanın muhtemel iktidarında ekonomi başta olmak üzere neyi değiştireceğini somut örneklerle açıklaması" şeklinde yorumu için de Kemal Kılıçdaroğlu 5 Ocak 2023'teki toplantıyı gösterdi. 

Parti liderleri, 5 Ocak'ta 10'uncu kez bir araya gelecek. CHP Genel Başkanı'nın açıklamasına göre bu toplantının gündemi ekonomi maddeleri olacak. 

Kılıçdaroğlu'nun "Demokrasi tarihimizdeki en güçlü uzlaşma" diyerek nitelediği altılı masa görüşmelerinin amacı, yine CHP Genel Başkanı'nın sözleriyle "İktidara gelindiğinde neyin nasıl yapılacağının hemen bilinmesi gerekliliği". 

Amiyane tabirle açıklanırsa muhtemel bir iktidar değişiminde hiçbir lider ve bürokratın "o öyle miydi?", "bu böyle miydi?", "peki bunu ne yapacağız?", "ne konuşmuştuk?", "hayır efendim biz buna karşı çıkıyoruz?" tartışmalarına seçim sonrası girmemesine çalışılıyor. 

Kılıçdaroğlu, her konuda yüzde 100 uzlaşı sağlandıktan sonra, daha önce açıklanan cumhurbaşkanlığı kriterlerine uygun bir adayın belirleneceğini, bu adayın da uzlaşılan konular doğrultusunda hareket edeceğini söylüyor. 
 

Kemal Kılıçdaroğlu
Fotoğraf: CHP Basın Birimi


"Negatif etkiyi yaratan biz değiliz" sözleri hakkında açıklama 

26 Aralık'ta gerçekleşen basın toplantısında adayın hala belirlenmemesinin toplumda negatif algıya yol açtığı, hatta bunun anketlerde düşen halk desteğinde de görüldüğü hatırlatılmıştı. 

Kılıçdaroğlu'nun verdiği "Negatif etkiyi yaratan biz değiliz sizlersiniz. Biz yolumuza devam ediyoruz. Erdoğan bizi hiç sıkıştırmıyor. Sıkıştıran sizsiniz. Medya sıkıştırıyor. Erdoğan bize ne diyecek? Erdoğan'a söyleyeceğimizi söyledik" yanıt ise gazetecilerden çok tepki almıştı. 

Independent Türkçe, Kılıçdaroğlu'nun "Medya, siyasetçileri eleştirmeli" açıklamasını da hatırlatarak bu tepki hakkındaki yorumunu CHP liderine sordu. 

"Gelen tepkilerin tümünü saygıyla karşılamak zorundayız" diyen Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: 
 

Bizim siyasetçi olarak "Niçin böyle bir tepki verdiniz" deme hakkımız yok. Genel olarak, nasıl bakılması gerektiği konusunda düşüncelerimiz ifade ettik. Cumhurbaşkanı adaylığı üzerine odaklanmak son derece yanlış. Asıl odaklanmamız gereken sistemdir. Bu sistemi değiştirecek irade, altılı masada. Cumhurbaşkanı adayını da var olan hukuk sisteminde belirlemek zorundayız. Onun da nasıl birisi olması gerektiğini kamuoyu ile paylaştık. 


"Bu kadar yalan söylememeli. Bu kadar ahlaksızlığa tevessül etmemeli"

Kemal Kılıçdaroğlu'na yöneltilen sorular arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında açılan "hakaret" davası da vardı. 

İmamoğlu'na "siyasi yasak" kararının kesinleşmesi durumunda CHP'nin alacağı tavrın sorulması üzerine CHP lideri, "Grup toplantısında söyledim Ekrem İmamoğlu büyük lokmadır ve boğazınıza takılır. Sıradan bir olay değildir bu. Umarım olayı o kadar kirli boyutlara taşımazlar" dedi. 

Independent Türkçe'nin "İmamoğlu hem iktidarın hem muhalefetin rakibidir" görüşü hakkında ne düşündüğünü sorması üzerine Kemal Kılıçdaroğlu şu yanıtı verdi: 
 

Sayın İmamoğlu görevinin başındadır. İktidarın İmamoğlu'na karşı bir hıncı var İstanbul'u kaybettiği için. Normal hukukun çalışmadığı ve her türlü iftiranın atıldığı bir ortamdayız. O kadar yalanlar, iftiralar var ki.

Biz boşuna "Fotoroman Süleyman" demiyoruz. "Ekrem Bey beni aradı, bilmem ne söyledi" diyor. Paçavra olarak yerde sürünse bile bir insan bunları söylememeli. Bu kadar yalan söylememli. Bu kadar ahlaksızlığa tevessül etmemeli. Gerçekten tam bir fotoroman. 


İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Ankara'da düzenlediği basın toplantısında belediyelerde yürütülen terör soruşturmasıyla ilgili açıklamalarda bulunmuş, "İmamoğlu, bizatihi saygılarını sunarak beni aramıştır. Bana belli bir konuda 'CHP Genel Merkezi zaten beni sevmiyor, ne olursunuz bana bu konuda yardımcı olur musun?' diye bir ricası da olmuştur. Ama 'Kanun ne gerekiyorsa onu yaparız' dedik ve yaptık. İşine geldiğinde alttan almasını bileceksin, diğer taraftan dönüp hakaret edeceksin" açıklamalarını yapmıştı. 

İmamoğlu ise Twitter hesabından "Bakan Soylu 'Saygılarımla' diyerek kendisini aradığımı ve yardım istediğimi söylemiş. Bu kuyruklu bir yalan! İstihbarat sende, telefon takibi sende, tüm bilgilere erişme gücün var. Bunu ispat edersen ben, edemezsen sen istifa etmelisin. Hodri meydan" yanıtını vermişti. 
 


CHP Genel Merkezi'nde düzenlenen ve CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, Genel Başkan Başdanışmanı Tuncay Özkan ve Genel Başkan İletişim Koordinatörü Ömer Topsakal'ında katıldığı basın toplantısının gündeminde dış politika da vardı. 

KRT muhabirinin Türkiye-Suriye arasında 11 yıl sonra gerçekleşen resmi teması ve milli savunma bakanları düzeyinde gerçekleşen görüşmeyi hatırlatması üzerine Kemal Kılıçdaroğlu, "Suriye konusunda benim düşüncelerim en başından beri belliydi. Yanlış politika izlediklerini defalarca söyledim" diyerek Cumhurbaşkanı Erdoğan'a 27 Ağustos 2012'de (Erdoğan'ın başbakanlık yaptığı dönem) yazdığı mektubu paylaştı. 
 

Sayın Başbakan,

Komşu Suriye'deki gelişmeler, ülkemizin başta güvenliği olmak üzere ekonomisi, sosyal huzuru, turizm ve taşımacılık alanları dahil çok geniş kapsamda artarak olumsuz etki yapmaya devam etmektedir. 

Türkiye'nin yeni bir başlangıç yaparak, ağırlığını Suriye'de barış, uzlaşma, istikrar ve güvenden yana koyması gerekmektedir. 

 

milli savunma bakanları Suriye AA
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar (ortada), beraberinde Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan (sağda) ile 28 Aralık'ta Moskova'ya gitti. Akar ve Fidan, Türkiye'nin Moskova Büyükelçisi Mehmet Samsar (solda) tarafından karşılandı/ Fotoğraf: AA​​​​​​​

 

"Ben bunları 10 yıl önce yazdığımda suçlamışlardı. "Esatçı" dediler, "Baasçı" dediler. Soru bir: Devleti kim iyi biliyor? Soru iki: Devleti kim iyi tanıyor? Soru üç: Türkiye'nin çıkarlarını en iyi kim savunuyor?" diyen Kılıçdaroğlu şöyle devam etti: 
 

Erdoğan'a açıkça ifade edeyim: Devleti senden çok daha iyi ben biliyorum. Devleti çok daha iyi tanıyorum. Bu ülkenin vatandaşlarının ve devletin itibarının nasıl korunması gerektiğini senden çok daha iyi biliyorum. 

Sen koskoca Türkiye Cumhuriyeti devletinin kişisel çıkarların uğruna yıprattın. Emperyal güçlerin orta doğudaki oyuncağı oldun. 

Şimdi "Esad beni nasıl kabul eder" diye kapı kapı dolaşıyor. Bir de "itibar" diyorlar. Bir de "dünya lideri" diyorlar.

Herkesin alay ettiği adamdan dünya lideri olur mu Allah aşkına? 

Suriye'deki 33 şehit askerimizin hesabını sordu mu acaba?

Esad'a yalvarıyor "Benimle görüş" diye, Putin'e gidiyor yalvarıyor. Milli savunma bakanını gönderiyor "Ne olur bizimle görüştür" diye. 

Vicdan sahibi olanlara soruyorum: Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Türkiye hiç böyle bir konuma düşmüş müdür?

Arap dünyasından Putin'e kadar her tarafı geziyor. Yalvarıyor, "koltuğumu nasıl korurum" diye. 

Bir insan "koltuğumu nasıl korurum" arayışına girerse artık onun, bu ülkeye hiçbir faydası yoktur. 

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan kişi el etek öpmek için kapı kapı dolaşmaz. 


Emeklilikte yaşa takılanlar düzenlemesinin yaş haddi olmadan kabul edildiğini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçmişte emeklilikte yaşa takılanlara ilişkin, "Milletimin zararına olan bir şeye seçim kaybetsek de yokum" dediğini hatırlatan muhabire Kılıçdaroğlu, "Erdoğan artık seçimi kaybedeceğini biliyor. Ona çok şey yaptıracağım daha. Çünkü devletin nasıl yönetileceğini bilmiyor. Benden öğreniyor. Ona yaptıracağım çok şey var. Görecek o" dedi. 

"Siyasetçinin görevi, sorulan soruya cevap vermektir"

CHP Genel Başkanı, Independent Türkçe'nin "İktidara gelmeniz durumunda yıllık basın toplantıları devam edecek mi?" şeklindeki sorusuna şu yanıtı verdi: 
​​​​​​​

Edecek tabii, niye etmesin? Temel hedefimiz şu, bir siyasetçinin en çok sağlıklı ve tutarlı eleştiriye ihtiyacı vardır. Sağlıklı eleştiri nereden gelir? Önyargısız eleştiri medyadan gelir, düşünce insanlarından gelir, sivil toplumun kanaat önderlerinin görüşleri olarak medyaya yansır. 

Eksiğimizi, hatamızı biz orada görürüz. Medyanın özgür olmasının özünde de bu yatar. Medyanın özgür olduğu bir ortamda hatamız olursa bir şekliyle bunu çözmeye çalışırız.

Hiçbirinizin eline bana soracağınız soru ile ilgili kağıt verilmedi. İstediğiniz soruyu soruyorsunuz. Burada 52 gazeteci arkadaşımız var. 

Sormak sizin hakkınız, yanıtlamak benim görevim. Size “hak” olarak tanımlıyorum. Ben de cevap vermeyi bir “görev” olarak tanımlıyorum. Siyasetçinin görevi nedir: Sorulan soruya cevap vermek. Sonuçta bunu, geniş kitleleri yansıtacak olan sizlersiniz. 

Erdoğan bunu cesaret edebilir mi? Edemez. Seçilmiş gazeteciler, önceden hazırlanmış sorular, İletişim Başkanlığı her şeye müdahale ediyor, “Siz şu soruları soracaksınız” diyor, sorulardan beğenilmeyen olursa kırpılıyor, gazeteler gönderiliyor, manşetler İletişim Başkanlığı’nda belirleniyor, akşam televizyonda hangi konuların tartışılacağı, kimlerin davet edileceği önceden belirleniyor. Biz bunların hepsinin farkındayız. 

Türkiye’yi bundan çıkarmamız lazım. Siyaset kurumu görev yapıyorsa, medya da özgür ve bağımsız görev yapabilmeli. O zaman demokrasi dediğimiz kural işlemiş olur.

 

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU