Türk Devletleri Teşkilatı üzerine bazı düşünceler: Amaç Pekin'i dengelemek olmamalı

Dr. Nurettin Akçay Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

SSCB'nin dağılması ve Türk devletlerinin bağımsızlıklarını kazanması sonrasında 1992 yılında Ankara'da düzenlenen Türk Dili Konuşan Devletler Zirvesi'yle Türk Devletleri Teşkilatı'nın da (TDT) temelleri atılmış oldu.

2009 yılına kadar düzenli olarak toplanan Türk Dili Konuşan Devletler, 3 Ekim 2009 tarihinde Nahçıvan Anlaşması ile Türk Konseyi adını aldı ve Türki devletler ilk kez örgütlü bir yapıya kavuştu.

12 Kasım 2021'deki İstanbul zirvesinde ise konseyin ismi "Türk Devletleri Teşkilatı" olarak değiştirildi ve Türk devletleri ilk kez aynı oluşum içinde ortak bir eylem planını kabul ederek birlikte hareket etme kararlılığını gösterdi. 

İstanbul Zirvesi; örgütün isim değiştirmesi, Türkmenistan'ın gözlemci üye olması, 2040 Vizyon Belgesi'nin kabul edilmesi, 2022-2026 Stratejik Yol Haritası'nın tasarlanması gibi birçok nedenden dolayı bir dönüm noktası oldu.

Özellikle 2040 Vizyon Belgesi ile şimdiye kadar somut bir çıktısı olmayan Türk Konseyi, 2040 vizyon belgesi sayesinde ilk kez kapsamlı stratejik bir belge ile ortak hareket etme kararlılığını ortaya koydu. 
 

aa.jpg
Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet ve Hükümet Başkanları Konseyi 9’uncu Zirvesi Özbekistan Semerkant'ta düzenlendi / Fotoğraf: AA

 

TDT'nin kuruluşundan bir yıl sonra ise 11 Kasım'da Semerkant Zirvesi gerçekleştirildi. Zirvede, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti örgüte gözlemci üye olarak kabul edilirken, bütün Türk devletlerinin tek bir teşkilat etrafında birleşmesi amacına bir adım daha yaklaşıldı.

Her ne kadar zirve öncesinde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkmenistan'ın Semerkant Zirvesi'nde örgüte tam üye olacağını söylemişse de yapılan müzakerelerde sorunlar çıkmış olmalı ki Türkmenistan'ın tam üyeliği konusu şimdilik başka bir zirveye kalmış gibi görünüyor. 


TDT'nin ilanından sonra geçen bir yıllık sürede, teşkilat son derece aktif bir şekilde çalışmalar yürütmüştür.

Bir yıl gibi kısa sürede TDT, üye devletler arasında siyaset, ekonomi, ticaret, ulaşım, eğitim, din, tarım, turizm, hukuk ve medya gibi alanlarda daha güçlü bir koordinasyon oluşturabilmek amacıyla toplantılar düzenledi.

Dünya çapında eğitimli ve örgütlü bir Türk diasporası için büyük çaba sarf eden TDT'nin, diaspora faaliyetlerine özel önem verdiğini gördük.

Teşkilat, Türk toplumu arasında güçlü bir bağ oluşturabilmek için örgüte üye devletlerin düşünce kuruluşları, üniversiteler, dini kurumlar, medya organları arasında sayısız koordinasyon toplantısı gerçekleştirdi.

Türk devletlerinin standart alfabeye geçişini hızlandırmak amacıyla "Ortak Alfabe Komisyonu" kuruldu; aşırılıkla mücadele için Türk Dünyası Dini Liderler Konseyi teşkil edildi. 

Teşkilat ortak bir siyasi duruş da sergilemeye çalışırken; Afganistan, Kazakistan ayaklanması, Azerbaycan-Ermenistan çatışması ve Kırgız-Tacik sınır sorunu gibi çeşitli bölgesel konularda kolektif bir duruş gösterdi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Orta Koridorun güçlendirilmesi ve Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi ile birleşerek Türk Devletleri arasında lojistik bir bağın kurulması da teşkilatın önemli hedefleri arasında yer aldı. 

Teşkilatın 1 yılda yaptıkları göz doldururken, Rusya ve Çin gibi bölgesel güçlerin ise teşkilatın bazı faaliyetlerinden rahatsızlık duyduğunu biliyoruz.

Bölgedeki ekonomik ve siyasi etki alanı oldukça güçlü olan bu iki ülkenin teşkilata yönelik algısının müsbet olmadığı su götürmez bir gerçek. 

Özellikle Çin'in TDT'ye yönelik niyetinin net olarak tespit edilmesi ve TDT'nin tehdit olarak algılanmasının önüne geçilmesinin teşkilatın ve üye devletlerin öncelikli endişesi olması gerektiğini düşünüyorum.

Zira Çin her ne kadar TDT'yi kısa dönemli siyasi bir risk olarak görmese de teşkilatın bazı faaliyetlerinden dolayı TDT'nin kendine yönelik ciddi bir kültürel zorlayıcı ve tehdit olabileceğini düşünüyor. 

Peki, Çin'in böyle düşünmesini sağlayan şeyler neler?
 

Şi Cinping AFP.jpg
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping / Fotoğraf: AFP

 

Öncelikle Türk Devletleri Teşkilatı'nın kuruluş tarihi anladığım kadarıyla Çin tarafında rahatsızlığa neden olmuş. Teşkilatın 12 Kasım'da kurulmasının tesadüf olmadığını düşünüyorlar.

Sebebi ise bu tarihin 12 Kasım 1933 ve 12 Kasım 1944'te kurulan Doğu Türkistan Cumhuriyetleri ile aynı tarihe denk düşmesi.  

İkinci olarak köken ve kültürel birliğe dayalı faaliyetlerin yaygınlaşmasının, diğer bölgelerdeki Türkler arasında hizipçi eğilimlerin başlamasına neden olacağından çekiniyorlar.

Özellikle üye devletlerin okullarında okutulacak ortak müfredatlar, gençlik faaliyetleri ve aktif bir Türk diasporası yaratmak için gerçekleştirilen etkinlikler yakından takip ediliyor. 

Teşkilat yetkilileri de bu rahatsızlığı anlamış olmalılar ki yaptıkları açıklamalarla teşkilatın böyle bir hedefi olmadığını anlatmaya çalışıyorlar.

Aksakallılar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, "Bazıları Türklerin eski hırslarını hayal ettiğine inanıyor. Ancak amacımız bölgesel iş birliğini geliştirmek, insanların refahını artırmak ve güvenliği kalıcı kılmaktır" diyerek bu konuda bir savunma refleksi dahi geliştirdi. 

Bununla birlikte Semerkant Zirvesi'nde konuşan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in sözleri endişe uyandıran bir başka konuydu.

Hatırlanacağı üzere Aliyev, "Türk dünyası sadece bağımsız Türk devletlerinden ibaret değildir. Coğrafi sınırları daha geniştir. Soydaşlarımızın anadillerinde eğitim almaları teşkilatımızın gündeminde olmalıdır" dedi ve teşkilat üyesi olmayan devletlerdeki Türkler konusunda da harekete geçme çağrısı yaptı.

Her ne kadar Aliyev'in bu sözleri İran'la yaşanan gerginlik sonrası söylense de Aliyev'in başka ülkelerde yaşayan Türkler için yaptığı bu çağrı, diğer devletlerin iç işlerine karışma niyeti olarak okundu.

Açıkçası benim de kişisel görüşüm Aliyev'in konuşmasının doğru olmadığı yönünde. En azından o konuşma teşkilat zirvesinde yapılmaması gerekiyordu diye düşünüyorum. 


Bir başka konu da TDT'nin Çin'i çevrelemede bir araç olarak kullanılıp kullanılmayacağı çekincesi.

Her ne kadar bu çekinceyi besleyecek çok fazla materyal olmasa da özellikle Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Konseyi üyesi Burhanettin Duran'ın Daily Sabah için yazdığı bir yazı, bu konuyla ilgili çekincelerin artmasına neden olacaktır.

Duran, Türkiye'nin bölgede Çin ile rekabet edebileceğini ifade ettiği düşündürücü bir yazı kaleme alarak, "Çin'in bölgeye yakınlığı ve artan ekonomik ilgisi göz önüne alındığında, Türkiye tıpkı Afrika'da olduğu gibi bölgede Pekin'i dengeleyici bir rol oynayabilir" dedi.

Yine aynı gazetede yayımlanan bir başka yazıda ise "güçlü bir Türk ittifakının Orta Asya'daki Rus ve Çin yayılmasını engelleyebileceği" ifade edildi. 

Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yakınlığıyla bilinen Güvenlik ve Dış Politikalar Konseyi üyesi Burhanettin Duran'ın böyle bir yazı yazması oldukça dikkate değer.

Zira yazı açıkça TDT'nin bölgede Pekin'le rekabet edebileceğini ifade ederek, bir anlamda karşı tarafın çekincelerini haklı çıkarıyor.

Bu da Çin ve Rusya gibi ülkelerin TDT'ye daha şüpheli yaklaşmalarına ve teşkilat yetkililerinin inandırıcılığını kaybetmesine neden olacaktır.


Yukarıda saydığımız tüm bu sebepler Çin'in TDT ile ilgili ana çekincelerini oluşturuyor ve teşkilatın gizli bir ajandaya sahip olduğuna dair düşünceleri besliyor. 

Uzun lafın kısası, Türk Devletleri Teşkilatı ciddi bir kapasite barındırıyor. Fakat teşkilatın son bir yılda çok iddialı bir söylem geliştirdiğini düşünüyorum.

Teşkilatın kapasitesini bu kadar aşikar etmesi bence riskli bir durum. Üstelik bölgedeki güçleri ürküten eylem ve faaliyetlerin şimdilik teşkilatın yararına olmayacağı çok belli.

TDT'nin yapması gereken şey aslında oldukça açık;

  1. Her şeyden önce kapasitesini daha düşük tutması
  2. Bölgesel güçleri ürkütecek hareketlerden çekinmesi
  3. Bölgesel güçlerde rakip değil de partner imajı yaratması
  4. Şimdilik ekonomik faaliyetleri merkeze alması
  5. Son olarak sabırla zamanını beklemesi

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU