15 Mayıs Kürt Dil Bayramı öncesinde verilen Kürtçe mesajı: "Dilimizi kimliğimizin bir parçası haline getirelim"

2006'dan beri 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı olarak kutlanıyor. Türkiye'de Kürtçeye karşı engel ve kısıtlamalar devam ediyor. Independent Türkçe'ye değerlendirmede bulunan dil uzmanları, "Dil ana sütü gibi helaldir, engellemeyin" çağrısı yaptı

15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’nda Kürtçenin durumu / Fotoğraf: Twitter

Celadet Ali Bedirhan ve arkadaşları tarafından hazırlanan Kürtçe Hawar Dergisi'nin yayın hayatına başladığı 15 Mayıs 1932 Kürt Dil Bayramı olarak kabul ediliyor. Bu nedenle 2006'dan beri 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı olarak kutlanıyor.

Hawar dergisinin Latin alfabesiyle yayınlanan ilk Kürtçe dergi olmasının yanı sıra Kürtçenin gelişimine katkı sunmasıyla biliniyor.

Kürtçeye katkı açısından bir mihenk taşı olan derginin yayın hayatına başladığı 15 Mayıs günü, 16 yıldır çeşitli etkinlikler düzenlenerek mesajlar veriliyor.

Tüm kutlama ve etkinliklerde anadilde eğitim talebi başta olmak üzere Kürt dili üzerindeki baskı ve engellerin kaldırılması çağrısı yineleniyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Kürtçeye karşı tutum ve engellemeler sınır tanımıyor

Ancak bu çağrıların cevapsız kaldığını söylemek mümkün. Çünkü Kürtçeye karşı tutum ve engelleme sınır tanımıyor.

Geçen günlerde Erzurum'da bir grup öğretmen, tabela önünde harekete yaparak Kürtçeyi "alaya" aldı.

Yine Mersin'de görev yaparken Kürtçe ve Arapça konuştuğu için 20 yıllık öğretmene ceza verilerek, sürgün edildi.

Pazartesi günü de Bingöl Belediyesi aylık meclis toplantısında şehir girişindeki tabelalara Türkçe ile birlikte Kurmanci ve Zazaki levhaların asılmasına ilişkin verilen önerge "Böyle bir çalışmaya gerek yok" denilerek ret edildi.

2 bin 500 dil kaybolma tehlikesi altında

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nün (UNESCO) Dil Atlası'na göre, dünyada yaklaşık 2 bin 500 dil kaybolma tehlikesi altında.

Peki, engelleme ve kısıtlamalarla karşı karşıya kalan Kürtçe ne durumda? Dili konuşanlar endişelenmeli mi?

Konuyla ilgili Independent Türkçe'ye değerlendirmede bulunan dil uzmanları, engellemelerin sona ermesi gerektiği ve kullanılan her dilin beşeri açıdan insani bir farklılık olduğu görüşünde.

"Engelleme ve baskılara rağmen anadilden vazgeçilmedi"

Kürtçe çalışmalarıyla tanınan ve Diyarbakır Eğitimi İzleme ve Reform Girişimi (DİERG) Direktörü Prof. Dr. Aziz Yağan, Kürtçeye karşı direnç ve engellemenin sona ermesi gerektiğini söyledi.

 

Aziz Yağan
Aziz Yağan / Fotoğraf: Twitter

 

Kürt toplumunun onlarca yıl süren baskıya rağmen anadilinden vazgeçmediğini, aksine güçlendirmek ve yaygınlaştırmak için çaba gösterdiğine değinen Yağan, "Toplumumuz bu tür engellemeleri önemsemeli ve itiraz etmeli, kamuoyuna duyurmalıdır" dedi.

Sadece Kürtçeyi konuşabilenlerin değil, konuşamayan ve öğrenmek isteyenlerin de olumsuzluklardan etkilenmemesi gerektiğine vurgu yapan Yağan, "Engelleme ve baskılarla anadilimizden vazgeçilmediği anlaşılmıştır. Çünkü bu doğuştan devredilmekte ve devredilmese bile güçlü biçimde anılmaktadır" diye konuştu.

Herkesin seçmeli Kürtçe dersin zorunlu hale gelmesi için çaba göstermesi gerektiğine değinen Prof. Dr. Yağan, "Bölgesinde yaşasın ya da yaşamasın, tüm Kürt toplumu bölgemizde anadilinde eğitim başlatılması, seçmeli Kürtçe derslerinin zorunlu hale getirilmesi üzerine tartışmalı ve gerçekleşmesi için çaba harcamalıdır. Kürt Dil Bayramı'nı kutladığımız bu günlerde, anadilimizin daha da görünür ve bilinir olmasını sağlıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

"Anadil ana sütü gibi helaldir"

Bingöl Üniversitesi Zaza Dili ve Edebiyatı Ana bilim Dalı Başkanı İbrahim Dağılma da her bir dilin beşeri açıdan insani birer farklılık olduğu görüşünde.

Dilin İslami açıdan Allah'ın sanatının mükemmel yansımaları ve insanlık bahçesinin bir güzellik olduğunu aktaran Dağılma, "Hiç kimsenin gerekçe ne olursa olsun başka bir dili, baskılama, yok sayma ve konjonktürel olarak konuşulması, yazılması ve eğitim yapılmasını engelleme ve erteleme hakkı yoktur. Türkiye'de veya başka bir yerde çoğunluk dili, azınlık dil, resmi dil veya coğrafik dil olsun her dilin konuşanı kendi dilini hayatın her alanında kullanma hakkına sahiptir ve kullanabilmelidir. Çünkü her konuşanın ana dili kendisine ana sütü gibi helal ve bu bir haktır" yorumunda bulundu.

 

İbrahim Dağılma
İbrahim Dağılma / Fotoğraf: Twitter

 

"Kısıtlama ve yaklaşımlar dil üzerinde olumsuz etkiler bırakıyor"

Türkiye'de Türkçenin ne gibi haklara sahipse ve nasıl önemseniyorsa Kürtçe, Zazaca, Arapça ve diğer dillerinde de aynı haklara sahip olması ve önemsenmesi gerektiğinin altını çizen Dağılma, "Cumhuriyet'in kurulmasından itibaren başlayan ve 2000'li yılların başına kadar yasal ve fiili olarak devam eden yasaklama, inkar ve kısıtlamaların bugün hala çoğu zihinde kendini koruması insani ve ahlaki değildir" dedi ve ekledi:

Birisi üniversite öğrencilerine İstiklal Marşı'nı Kürtçeye çeviri ödevi verdi diye görevinden uzaklaştırılıyorsa, birileri Kürtçe ve Zazaca türkü söylüyor, halay çekiyor diye şiddete uğruyorsa, şehrin belirli yerlerine Kürtçe, Zazaca veya Arapça tabela asılması dahi ilgili belediye meclislerince reddediliyorsa bu ciddi bir problem, insani bir tükeniş ve kardeşlik aldatmasıdır.

Engelleme ve kısıtlama gibi yaklaşımların Kürtçe ve Zazaca üzerinde önemli ölçüde olumsuz etkiler bıraktığını kaydeden Dağılma, "Toplumsal kutuplaşma, dile karşı etkisizlik ve yetkisizlik, dili öğrenmeden mahrum olma bu kısıtlamalardan birkaçıdır. Aynı olumsuz bakışın İngilizce, Almanca gibi Batılı dillere karşı olmaması, Batılı dillerin öğretilmesi ve teşvik edilmesinin bir devlet politikası olarak teşvik edilmesi ise başlı başına bir çifte standarttır. Bir coğrafyada kardeşlik ve huzur ancak anadil, kimlik, inanç ve eğitim gibi herkes için geçerli olan bütün hakların amasız, fakatsız aynı kabul edilmesi, icrası için katkı sunulmasıyla olur" ifadelerine yer verdi.

"Yetmezliklerini Kürtçeye saldırarak kapatmaya çalışıyorlar"

Kürt Dil Platformu Sözcüsü Şerefhan Ciziri de uzun süredir Kürtçeye çift yönlü baskının devam ettiği görüşünde.

 

Şerefhan Ciziri
Şerefhan Ciziri / Fotoğraf: Twitter

 

Bir taraftan devlet politikası gereği yapılan baskı, diğer taraftan da normal insanların Kürtçeye karşı bir tahammülsüzlük sergilediğini ifade eden Ciziri, "Mesela sokakta Kürtçe müzik çalıyorlar diye oradan geçen ırkçı ve kendini bilmez kimi insanlar sözlü veya fiziki saldırılarda bulunabiliyor" ifadelerini kullandı. 

Ciziri'ye göre hem devlet hem de normal insanların yaptığı baskı birbirini tamamlıyor. Problemli olanların yetmezliklerini Kürtçeye saldırarak kapatmaya çalışması çok tehlikeli ve kimsenin faydasına değil.

"Dilimizi kimliğimizin bir parçası haline getirelim"

Ülkenin vatandaşı olan Kürtlerin dili, kültürü ve kimliğine ciddi yaklaşılması, bunun engelleme, kısıtlama veya yasaklarla çözülemeyeceğini kaydeden Ciziri, "Tüm siyasilerin bu konuda çaba göstermesi lazım. Eğer solsanız solun gereğini, demokratsanız demokratlığın gereğini yerine getirin. Tüm kesimlerin Kürtçenin eğitim dili ve resmi bir statüye kavuşması için çaba sarf etmesi gerekir. Ancak bir çekingenlik olduğunu görüyorum. Bir yandan da bir sessizlik hali var" diye konuştu.

Kürt Dil platformu olarak herkese Kürtçeye sahip çıkma çağrısında bulunan Ciziri, sözlerini şöyle tamamladı:

Benliğimizden önce dilimizi benimseyelim ve kimliğimizin bir parçası haline getirelim, ondan sonra duyarlılık talep edelim. Yoksa ortada bir samimiyetsizlik dolaşıp durur. ‘Dilimi savunuyorum' deniliyor ama Kürtçe konuşmuyor veya eğitim dili olması için bir şey yapmıyor, sessiz kalınıyor. İşte yanlış buradadır. Kürtlerin kendilerini sorgulamaları gerekiyor. Eğer Kürt siyasetinde yabancı dil egemen hale gelirse tehlike başlar demektir. O zaman çok rahat bir şekilde asimilasyonun yolu açılır. Hiçbir dile karşı değiliz. Asimile olmak istemiyorsak dilimizi kullanmalıyız.

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU