Amerikan dini özgürlükler komisyonu raporu şaşırtmadı

Prof. Dr. Şinasi Gündüz Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

ABD dışındaki din veya inanç özgürlüğüne ilişkin evrensel hakları denetleme iddiasındaki Birleşik Devletler Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu (USCIRF) tarafından yayımlanan 2021 yıllık raporu içeriğiyle yine şaşırtmadı.

Her yıl, düzenlediği raporun içeriği doğrultusunda ABD Başkanına, Kongreye ve ABD Dışişleri Bakanlığı'na, eleştirilerin odağındaki ülke ve kesimlere yönelik politika önerilerinde bulunan 9 kişilik bu komisyon, bu yılki raporunda da ağırlıklı olarak ABD muhalifi ülkelerle İslam dünyasına yönelik bildik eleştirel yaklaşımları dillendirdi.

99 sayfalık raporun genelinde dikkat çekici hususlardan birisi dinsel özgürlükler konusunda konu edilen 26 ülkenin Suudi Arabistan gibi bir iki ülke dışında ABD politikalarına muhalif ya da karşıt olarak değerlendirilen ülkeler olmasıdır.

Nitekim Türkiye örneğinde görüleceği gibi, bu ülkelerin ABD politikalarına ve çıkarlarına muhalif olarak attıkları adımlara da raporda sıkça vurgu yapılmaktadır.

Raporda başta Avrupa ülkeleri olmak üzere ABD yanlısı ülkelere yönelik hiçbir eleştirel yaklaşımın ya da analizin olmaması gözden kaçmamaktadır.


Raporda dikkat çeken bir diğer husus; raporun dünya genelinde antisemitik olarak değerlendirilen tutum ve yaklaşımlara özel bir ağırlık vermesidir.

Bu konuda yalnızca raporda konu edilen ülkelerde değil çeşitli Avrupa ülkelerinde de örneğin sosyal medyada Kovid-19'un antisemitik bağlamda ele alınması gibi bazı yaklaşımlara dikkat çekilmektedir.

Ancak her nedense aynı ülkelerde gittikçe yaygınlaşan İslam ve Müslüman karşıtı tutum ve davranışlar görmezden gelinmektedir.

Raporda antisemitizmin İsrail eleştirisiyle ve karşıtlığıyla özdeş görülmesi dikkat çekicidir. Bu bağlamda örneğin raporun Türkiye'ye yönelik bölümünde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Filistin meselesine adeta sırtını dönerek İsrail ile diplomatik ilişkiler kuran bazı Arap ülkelerini eleştirmesi kolayca antisemitik olmakla itham edilmektedir.

Esasen raporu hazırlayan komisyon üyelerinden birisi olan Gary L. Bauer'in "Christian United for Israel Action Fund" isimli ABD'deki en geniş tabanlı İsrail yanlısı organizasyonlardan birinin Washington onursal başkanı olması böylesi bir yaklaşımın arka planı hakkında bilgi vermektedir.

Bu nedenledir ki İsrail'in başta işgal altındaki topraklar olmak üzere Müslümanların inanç ve özgürlüklerine getirdikleri sınırlamalar, Müslümanların mabetlerine, mallarına ve canlarına kasteden uygulamaları, ramazan ayında bile Müslümanlar üzerine bombalar yağdırmaları raporu hazırlayanlar açısından herhangi bir sorun ya da dini bir özgürlük ihlali olarak görülmüyor ve raporda İsrail'de yaşanan özgürlük ihlallerine hiç yer verilmiyor.


Raporun en dikkat çekici yönlerinden birisi ise özellikle Fransa, Hollanda, Avusturya gibi Batı ülkelerinde son yıllarda gittikçe bariz bir şekilde gelişen İslamofobik tutum ve davranışlara, Müslümanların kendi kültürel ve dini değerleriyle azınlık olarak yaşadıkları Batı toplumlarında kendilerini ifade etmeleriyle inanç ve ibadet özgürlüklerine yönelik baskıcı, dışlamacı ve yer yer yasaklayıcı politikaların göz ardı edilmesidir.

Çeşitli Avrupa ülkelerinde ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına bağlı bazı siyasal oluşumlardan sosyal kuruluşlara kadar belirli çevrelerce Müslümanların giyim kuşamlarından eğitim haklarına, mabet ihtiyaçlarından sivil örgütlenmelerine kadar birçok haklarına yapılan saldırılarla Kur'an ve Hz. Muhammed gibi Müslümanların kutsal değerlerine yapılan hakaretlerin görmezden gelinmesidir.  

Türkiye'de birileri tarafından gayrimüslim mezarlıklarına yapılan tahribata ve bazı kiliselerin kundaklanmaya çalışılmasına dikkat çeken raporun, birçok Avrupa ülkesinde camilere yönelik saldırıları, adeta ritüel halinde ve maalesef bazen din adamları eliyle gerçekleştirilen Kur'an yakma seremonileri ve Müslüman kadınlara yönelik tacizleri görmemesi ya da daha doğrusu bunları bir din ve inanç özgürlüğüne saldırı olarak değerlendirmemesi gerçekten ilginçtir.

Aynı şekilde Fransa'da olduğu gibi devlet marifetiyle bazı camilere el konulup kapatılmasının, Müslüman sivil toplum ve yardım kuruluşlarının resmi kurumlar marifetiyle tacize uğrayıp takibata alınmasının ve Müslüman azınlığın ayrımcılıkla sıkı gözetim altında tutulmasının da bir önemi yoktur…

Yine Müslüman kadınların inançları gereği giydikleri başörtülerine ve giysilerine adeta savaş açılıp eğitimden kamusal alana kadar yasaklamalar getirilmesi de bu raporu hazırlayanlar açısından dini özgürlüklerin kısıtlaması bağlamında bir anlam taşımamaktadır. 


Her ne kadar Çin gibi geleneksel olarak ABD ve Batı karşıtı olarak ön plana çıkarılan bazı ülkelerde Müslüman halklara yönelik baskılara ve kısıtlamalara değiniliyor olsa da raporda özellikle İslam ve Müslüman karşıtlığına dayalı tutum ve yaklaşımların ifadesi olan islamofobi kavramına hiç yer verilmemesi de dikkati çekiyor.

Rapor, İslam ve Müslüman karşıtlığına dayalı politikalarda, tutumlarda ve tavırlarda kendini gösteren ve dünya genelinde Müslüman toplumlarda büyük rahatsızlık uyandıran İslamofobik tutum ve davranışların Batıdaki tezahürlerine bir kez olsun değinmezken (hatta İslamofobi terimini hiç kullanmazken), sıkça kullandığı "İslamcı şiddet", "İslamcı aşırılık" ve "İslamcılar" gibi kavramlarla İslam'ı şiddet ve aşırılıkla yan yana zikretmektedir.

Diğer taraftan raporda Burma'da Budist çetelerce Arakanlı Müslümanlara uygulanan şiddet "Budist şiddet" ya da raporda hiç değinilmese de Yahudi yerleşimciler ve İsrail güvenlik görevlilerince Filistinlilere uygulanan şiddet "Yahudi şiddet" olarak tanımlanmıyor. 


Raporun özellikle Türkiye'yle ilgili iki sayfadan oluşan bölümüne gelince, bu kısımda yalnızca Türkiye'de yaşayan mevcut dini gruplarla ilgili hususlar değil LGBTİ'den ateistlere, ABD'nin kuzey Suriye'deki müttefiklerinden Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400'lere ve sınır ötesi askeri harekatlarına kadar hemen her şey var.

Bu bağlamda ABD politikasının Türkiye'ye yönelik hemen her konudaki eleştirel tutumu bir şekilde dini özgürlükler bağlamında metne giydirilmiş gibi...

Diğer taraftan İzmir'de cami minarelerinden korsan şekilde "Çav bella" şarkısı dinletenlere yönelik yapılan gözaltından, Diyanet İşleri Başkanının "Ahirete inancı olmayan insandan her türlü kötülük beklenir" sözüne, 450 yılı aşkın cami olarak kullanılan Ayasofya'nın müze statüsünden çıkarılıp tekrar ibadete açılmasından, zorunlu din derslerine kadar birçok husus din özgürlüğü ihlali olarak değerlendirilmiş.

Bu arada darbe girişimi nedeniyle yapılan soruşturmalar ve tutuklamalarla PKK'ya destek sağladığı gerekçesiyle Süryani cemaati üyesi bir kişinin gözaltına alınmış olması da dini özgürlük ihlallerine örnekler olarak verilmiş.

Bütün bunlardan hareketle Türkiye'nin, dini özgürlüklerin hükümetler tarafından ciddi şekilde ihlal edildiği ya da ciddi ihlallere göz yumulan ülkeler kategorisi olan "Özel İzleme Listesi" kategorisine ilave edilmesi ABD yönetimine önerilmiş.


Sonuç olarak bu rapor, ABD dışı ülkelerde yaşanan dini özgürlük ihlallerinin objektif olarak tespitini ve değerlendirilmesini değil, ABD dış politikasında eleştirilerin odağı haline gelen belirli ülkelere yönelik politik eleştirel bakışı dillendiren tek yönlü bir rapordur.

ABD'de 1998 tarihli Uluslararası Dini Özgürlükler Yasası (IRFA) çerçevesinde kurulmuş olan bu komisyon, her yıl yaptığı gibi bu yıl da büyük çoğunluğu ABD politikalarıyla barışık görülmeyen ve aralarında Türkiye'nin de olduğu bir grup ülkede olup biten hadiseleri, çoğunlukla bağlamından kopartıp ABD politikaları perspektifinden din ve inanç özgürlüğü ihlali bağlamı giydirilerek rapor haline getirmiştir.

Bununla bir taraftan bu ülkelerle ilişkiler açısından ABD yönetimlerine tavsiyeler sunarken, bir taraftan da söz konusu ülkelerin hangi açılardan ABD'yle olumlu ilişkilerden sapmakta olduklarına dikkat çekilmektedir.

Tüm bunlar dikkat alındığında 2021 Raporu, geçmiş yıllarda örneklerine rastlanan benzeri raporların güncel bir versiyonudur.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU