Salgında aşı tartışması: Hangisi tercih edilmeli? Çin aşısına güvenilir mi?

Yeni tip koronavirüs salgınını kontrol altına almadaki en etkin yöntem olan aşı çalışmalarındaki son durumu değerlendiren uzmanlara göre, etkisi, başarısı kanıtlanan, güvenli aşıların menşeine bakılmaksızın hızla tedariki şart

Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs, 'aşısı en kısa sürede bulunan salgın hastalık' olarak da tarihe geçiyor / Fotoğraf: Reuters 

Dünyada 64 milyonu aşkın kişi yeni tip koronavirüse yakalanırken, Kovid-19 nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 1,5 milyona ulaştı.

Salgınla baş etmek için en etkili yöntem ise aşının bir an önce bulunması.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yüzde 50'nin üstünde etkinlik sağladığı kanıtlanan her Kovid-19 aşısının başarılı olarak kabul edileceğini açıklarken, son günlerde farklı ülkelerden olumlu haberler geldi.

Pfizer/BioNTech, Moderna, AstraZeneca/Oxford, CoronaVac ve diğerleri…

Pfizer/BioNTech, Moderna ve AstraZeneca/Oxford'un Kovid-19 aşıları öne çıkarken, her üç aşı da toplamda iki doz uygulanıyor.

Bir yıl süreyle bağışıklığı sürdürmesi beklenen aşılar, etkinlik (koruma) oranı, saklama koşulları ve fiyat bakımından farklılık gösteriyor.

Diğer taraftan salgının çıkış noktası Çin'de kamu kuruluşu Sinopharm'ın aşısı ile Sinovac'ın ürettiği CoronaVac'ın henüz üçüncü faz (Faz-3) deneyleri tamamlanmasa da, ülkede sağlık çalışanları başta olmak üzere "acil kullanım" kapsamında yaklaşık 1 milyon kişiye uygulandı.

Birleşik Krallık, Pfizer/BioNTech'in aşısına onay verdi

Bugün ise salgın açısından kritik bir gelişme yaşandı ve Birleşik Krallık, Pfizer/BioNTech'in aşısının kullanımına onay verdiğini açıkladı.

ABD Gıda ve İlaç Dairesi'nin (FDA) Pfizer/BioNTech aşısına ilişkin kararını 10 Aralık'ta, Moderna değerlendirmesini ise 17 Aralık'ta açıklaması bekleniyor.

Pek çok ülke ile ön anlaşmalar yapıldı

Güvenli olduğunun kanıtlanması halinde, Avrupa Birliği (AB) Pfizer/BioNTech aşısından 300 milyon doz, Japonya 120 milyon doz, ABD 100 milyon doz, Birleşik Krallık 40 milyon doz ve Kanada da 120 milyon doz satın almak üzere ön sözleşme imzalamıştı.

Türkiye toplamda 75 milyon doz aşı almayı planlıyor

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Çin menşeili 50 milyon doz, Almanya menşeli ise 1 milyonu aralık ayında olmak üzere toplam 25 milyon doz aşı satın almasının planlandığını kaydetmişti.

İki doz yapılan aşılardan toplam 75 milyon doz sağlanarak, Türkiye nüfusunun yarısına yakınının bahar aylarına kadar aşılanması planlanıyor. 

Türkiye'nin kendi aşı çalışmalarını başarıyla tamamlaması için ise en erken 2021'in bahar ayları işaret ediliyor.

Aşı çalışmalarında durum böyleyken, üretici ülke tercihine ilişkin ise farklı tartışmalar yürütülüyor.

Alman ya da Amerikan aşısına kıyasla Çin aşısına temkinli yaklaşacağını belirtenler de var. 

Türkiye'nin kendi aşısını üretene kadar bekleyeceğini söyleyenler de.

Hangi ülke olduğuna bakmaksızın aşıya ulaşmak isteyenler de bulunuyor, aşı karşıtları da...

Kovid-19 aşı çalışmaları hakkındaki son durumu konuştuğumuz İstanbul Üniversitesi (İÜ) İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek ve Hacettepe Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Murat Akova'ya göre, ülke seçimi yapmanın bilimsel bir tutarlılığı yok.

Tükek ve Akova, etkinliği kanıtlanmış, gerekli onayları almış, güvenli aşıların hangi ülkede üretildiklerine bakılmaksızın temin edilerek topluma ulaştırılması gerektiği görüşünde.

 

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

 

"Türk, Alman, Çin farketmez, etkisi yüzde 70 ve üzerindeki her aşı uygun olur"

Prof. Dr. Tufan Tükek, aynı zamanda hem Çin hem de Alman aşılarının Faz-3 çalışmalarını yapan ekibin üyesi.

"Pandemideki aşılama ile normal aşılama karıştırılıyor" diyen Tükek, sözlerini "Koronavirüs salgınını yok edecek bir aşı stratejisinin bir an önce geliştirilmesi şart. Bekleyecek zamanımız yok. Hastalığı önleyicilikte en az yüzde 70 başarı gerek. Türk, Alman, Çin farketmez, etkisi yüzde 70 ve üzerindeki her aşı uygun olur" ifadelerini kullandı.

Tükek, Çin'de üretilen aşıya ilişkin ise şu yorumu yaptı:

Çin ilk etapta 80 bin sağlık çalışanını aşıladı. Salgın kontrol altına alındı, bir süredir doğru dürüst hasta yok. 3-4 aydır yürüyen Faz-3 çalışması var, bizim hekimlerimizden de katılanlar oldu. Yüzde 70’in üstü etki bekliyorum. Toplumsal bağışıklık için aşının en az yüzde 60-70 etkili olması lazım. Yoksa yine çoğalır. Yüzde 95 etkinliği olan bir aşıyı yaptırmak elbette daha mantıklı ama aylarca bu şekilde mücadele etmektense, Çin’in aşısı yüzde 70’in üzerinde etkinse kullanılır. Sonuçta amaç, pandemiyi bitirmek. Çin'in aşısının Faz-3 çalışmaları bitmek üzere. Bakan beyin (Fahrettin Koca) 11 Aralık'ta aşılanmanın başlanacağı söyleminden yola çıkarak Çin'den kendisine bir etkinlik sunulmuştur diye düşünüyorum.

 

"Bağışıklık oluşması için toplumun en az yüzde 70’inin aşılanması gerekir"

"Pfizer/BioNTech tarafından geliştirilen Kovid-19 aşısı, salgını bitirebilir mi?" sorusuna ise Prof. Dr. Tufan Tükek, "Bu etkinlikte ise salgını kesin bitirir. Yüzde 90 etkinliği olduğunu düşürsek, bağışıklık oluşması için toplumun en az yüzde 70'inin aşılanması gerekir. Toplumun yüzde 30-40'ı olur, gerisi aşılanmazsa salgını bitiremeyiz" yanıtını verdi.

 

Prof. Dr. Tufan Tükek İÜ İstanbul (Çapa) Tıp Fakültesi AA.jpg
Prof. Dr. Tufan Tükek / Fotoğraf: AA

 

"Aşı karşıtlığının hiçbir bilimsel tarafı yok"

Hem Çin hem de Alman aşılarının Faz 3 çalışmalarını yapan ekibin üyesi olan Prof. Dr. Tufan Tükek, aşı karşıtlarının tepkilerinin hiçbir bilimsel tarafının olmadığını ifade etti. 

Yine de bazı kişilerin bu söylemlere inanıp, bir de bunları yaydığını belirten Tükek, "Çalışmaları yapan biziz ama konuşan onlar!" diyerek tepkisini dile getirdi.

Tükek sözlerini, "Virüsün olduğu kesin ama hâlâ (virüsün) varlığını tartışanlar var! Aşı bulunmazsa ülkeler daha da zorlanacak. Bilim ve bilgiyle oluşan teknolojik bir ürün aşı. Kısa sürede yüzbinlerce kişide denendi. Hekimlerimiz, asistanlarımız, pek çok sağlık çalışanı aşılandı. Başka gruplardan, örneğin muhabirlerden de aşı olanlar var. Herkes iyi. Aşının zararları değil, faydaları olduğu ortaya konuldu” diyerek sürdürdü.

"Aşının zararları değil, faydaları olduğu ortaya konuldu"

Bilim insanları ve medyanın aşı karşıtlığına karşı el ele vermesi gerektiğini belirten, salgının önlenememesi halinde toplumsal facia ile karşı karşıya kalınabileceğini de dikkati çeken Prof. Dr. Tufan Tükek, "Bunca kayıp verildi, 9 aydır ne büyük zorluklar yaşadığımızı hepimiz gördük. Hem manevi açıdan hem de maddi olarak büyük kayıplar verdik. Bu salgını bitirmek için toplumun büyük kesiminin ikna edilmesi gerekiyor. Bilim insanları, medya el ele vermeliyiz. Aksi takdirde hem sağlık hem de ekonomik yönden zorluk çekmeye devam edilir. Sosyal facialar olur. Ailelerini göremiyor insanlar, çocuklar okula gidemiyor. Yaşlılar yalnız kaldı, depresyon, sıkıntılar arttı, toplumsal facia ile karşı karşıyayız" yorumunu yaptı.

 

Kovid-19 ilaç aşı AA.jpg
Fotoğraf: AA

 

"Etkili, güvenli olduğu kanıtlanırsa Çin aşısı kullanılır, mesafeli durmamak gerekir"

Salgını durdurmada bilinen en etkili yöntemin aşı olduğunu belirten Hacettepe Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Murat Akova, "Etkisi kanıtlanmış, güvenli ve ulaşabileceğimiz aşıları hızla temin etmek gerekiyor" dedi.

Prof. Dr. Akova, Çin menşeili aşıya mesafeli kişilerin bulunmasına ilişkin ise şu değerlendirmede bulundu:

Çin aşısına neden mesafeli durulduğunu anlamıyorum. 'Ben Çin malı bir şey kullanmam' diyenlerdenseniz, burada sağlığınızı kurtarmaya çalışıyorsunuz, kendinize yeni araba, eşya almıyorsunuz. Aşı etkili mi, güvenli mi buna bakmak lazım. Faz-3 sonuçları henüz yayınlanmadı ama kısa sürede açıklanması bekleniyor. Bilimsel verilerdir aslolan. Etkili, güvenli olduğu kanıtlanırsa Çin aşısı kullanılır, mesafeli durmamak gerekir.

 

Prof. Dr. Murat Akova Hacettepe Uni.jpg
Prof. Dr. Murat Akova / Fotoğraf: Hacettepe Üniversitesi

 

"Yüzde 92 oranında antikor üretti"

Çin'de üretilen aşının Faz-2 çalışmalarında yüzde 92 oranında antikor ürettiğini belirten Akova, "Normal koşulda antikor, koruyuculuktur. Yüzde 92 oranında antikor üretmek, o oranda koruyuculuk demektir ama bilim insanı olarak şüpheci yaklaşıp, Faz-3 çalışmalarının sonucunu görmeyi bekliyorum" diye konuştu.

Brezilya'nın sonuçlarının Türkiye'den önce açıklanabileceğini belirten Murat Akova, "12 bin gönüllü aşılandı, epey Kovid-19 vakası görüldüğü belirtiliyor. Etkinliği, güvenilirliği görülürse, bu aşıyı olmakta sorun yok" yorumunu yaptı.

"En az 48 milyonun aşılanması gerekli"

Prof. Dr. Murat Akova, toplumun en az yüzde 60'ının aşılanmasının şart olduğunu da dile getirdi:

Türkiye’de 2 bine yakın kişiye yapıldı. Boş aşı (plasebo) ve gerçek aşıyı olan kişilerde hastalığın ortaya çıkmasını beliyoruz. Boş aşı yapılanlarda daha çok ortaya çıkarsa, aşının etkili olduğu kabul edilecek. Ama bunun da bir oranı var. Kendi çalışmamızda yüzde 60 kabul edilebilir bir etkinlik. Toplumun en az yüzde 60’ının yani 48 milyonun aşılanması gerekli.

Yüzde 10-20'lik grubun hastalığı en çok bulaştıran kesim olduğuna dikkati çeken Akova, bu grubun belirlenip aşılanmasının önemine de değindi. 

"Aşı karşıtlarının elinde hiçbir bilimsel veri yok"

Aşı karşıtlarının yürüttüğü kampanyalar ile dezenformasyona dikkati çeken Akova, "Ben aşı olmam diyen de, maske takmam diyen de, bu hastalıktan bana bir şey olmaz diyen de vardı. Herkes bilip bilmeden konuşuyor. Bu kişilerin elinde hiçbir bilimsel veri yok" dedi.

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU