Twitter ve Facebook’un Trump’ı engellemesi Beyaz Saray’da kalmasına yardım edebilir

Doğrulardan bahsetmek önemli olsa da ABD Başkanı'nın destekçilerinin çoğu onun yalan söylemesini umursamıyor ve bunlar onun dışlanmış kişi kimliğini parlatacak

Donald Trump'ın ikinci bir 4 yıl daha Beyaz Saray'da kalıp kalmayacağını belirleyecek seçimler 3 Kasım 2020 Salı günü yapılacak (AP)

Donald Trump yalan söylüyor. Adam kalabalıkların boyutuyla ilgili yalan söylüyor. Seçmen sahtekarlığıyla ilgili yalan söylüyor. Tıp ilmiyle ilgili yalan söylüyor. O kadar çok yalan söylüyor ki haber kaynakları, tıpkı yılın en iyi şarkılarını seçer gibi onun en feci yalanlarından oluşan yıl sonu listeleri derlemeye başladı ama burada harika müziklerdense Amerikan cumhuriyetinin can çekişme hırıltıları var.

Trump'ın (ben bunu yazarkenki) son yalanı, çocukların Kovid-19'a karşı "neredeyse bağışıklı" olduğuna dairdi. Görünüşe göre bu Facebook ve Twitter için artık fazla riskliydi, her ikisi de (hâlâ nadir olan ama giderek sıklaşan bir hamleyle) başkanın paylaşımlarını sildi. Twitter daha da ileri giderek Trump'ın kampanyasının tweet atma kapasitesini sınırladı çünkü iddia Kovid-19'a dair yanlış bilgilerin yayılmasına karşı politikalarını ihlal ediyordu.

"Sahte haberler" demokrasimizi aşındırdığı kanıtlanmış bir sorun ve dünyanın en güçlü insanı bunun propagandası yapınca daha da yıkıcı hale geliyorlar. Yine de Başkan'ın rakiplerinin böbürlenirken temkinli olması gerekiyor. Trump mağduru oynayarak büyüyen bir adam ve yalanlarını yalan olarak nitelemek ona "önyargı" diye bağırmak için mükemmel bir fırsat sunuyor.

Başkan'a karşı çıkan benim gibileri için hem gazetecilerin hem de sosyal medya şirketlerinin Trump'ın yalanlarını yalan diye nitelemeye dair tereddüdü uzun zamandır hayal kırıklığına neden oluyor. Fakat gerçek şu ki Trump'ın yalan söylüyor oluşu önemli değil.

İzin verin açık konuşayım: Trump'ın yalan söylemesinin önemli olmadığını belirtmek, onun yalan söylemesinin önemli olmaması gerektiği anlamına gelmiyor. Kesinlikle önemli olmalıydı. Aynı zamanda, o yanlış bilgi verince bunu düzeltmememiz gerektiği anlamına da gelmiyor. Facebook ve Twitter, Trump'ın çocuklarla ve koronavirüsle ilgili paylaşımını kaldırırken tamamıyla haklıydı çünkü bu tür yalanlar insanları kelimenin tam anlamıyla ölüme sürükleyebilir.

Ancak birçok Amerikalı için bunun önemi yok. Cumhuriyetçilerin 2017'de Ohio, Florida, Wisconsin ve Pensilvanya'da (tamamı çekişmeli eyaletler) yaptığı bir ankette katılımcıların yüzde 68,7'si Başkan'ın abarttığına ya da yalan söylediğine inandıklarını fakat bunu umursamadıklarını söyledi.

Bir yıl sonra yapılan başka bir anketse, hangi partiye üye olursa olsun çoğu Amerikalının Başkan'ın yalan söylediğini düşündüğünü gösteriyor. 2018'den bu yana pek çok şey oldu ki bunlardan en önemlisi de pandemi. Trump'ın anketlerdeki oranları yerlere kadar düştü. Ancak birçok Amerikalı için (ki en önemlisi, sadece en ateşli Trump destekçileri için değil) Başkan'ın yalan söylediğine dair basit gerçeğin iki yıl öncekinden daha önemli hale geldiğini düşünmüyorum çünkü belli başlı bir hakikat hiç değişmedi: Birçok kişi bu yalanlara inanmak istiyor.
 

 

İster kayıtsız ister katı olsun Trump taraftarlarından sıkça duyacağınız ifadelerden biri onun "benim de düşündüklerimi dile getiren biri" olduğudur. Kullanılacak yasadışı oy pusulalarının sayısına ya da Siyahilerin Hayatı Önemlidir protestolarındaki öfkeli isyana dair yalanları, çaresiz bir biçimde bunların doğru olduğuna inanmak isteyen Orta Amerikalı insanlara hitap ediyor. Donald Trump o kişileri bunlara ikna etmiyor, sadece halihazırda yanlış olan inançları pekiştiriyor.

Koronavirüs için de durum aynı. İnsanlar her şeyin yolunda olduğuna; okulların, barların ve kuaförlerin açılabileceğine ve maske takmaya ya da el yıkamaya gerek olmadığına inanmak istiyor. Dahası, sosyal medyada okuldaki sosyal mesafe eksikliğinden bahseden çocukları disiplin cezasıyla tehdit eden Georgia müdürü gibi onlar da bu yanlış gerçekliği dayatmaya kararlı. Bu nedenle, Trump bunları anlatınca onlar da inanıyor çünkü doğru olmasını çaresizce istedikleri ve doğruluğuna ikna oldukları şey bu.

Kellyanne Conway, Trump'ın "alternatif gerçekler" kullandığını dile getirdiğinde biz solcular onla alay etmiştik. Ancak gerçek şu ki, milyonlarca Amerikalı için bu "alternatif gerçekler" (aynı zamanda yalan diye de bilinirler) hakikattir. Gazeteciler ya da sosyal medya şirketleri Başkan'ın yalan söylediğine dikkat çekince taraftarları şahsen saldırıya uğramış hissediyor.

Bu, Twitter ya da Facebook, Trump'ın söylediği bir şeyi "doğru değil" diye nitelediği zaman Trump'ın buna dikkat çekerek "önyargı" diye bağırabileceği ve ülkenin dört bir yanında onun hizbine mensup olan insanların da onaylayarak kafa sallayacağı anlamına geliyor. - Trump'a (ve dolayısıyla onlara) karşı tüm dünya.

Bu seçim, kimin sandığa gideceğine bağlı olacak. Kovid-19'un değil de Siyahilerin Hayatı Önemlidir kampanyasının sorun olduğu sahte bir gerçekliği dayatmaya kararlı seçmenler, özellikle de "lamestream medya" (Trump'ın 'ana akım' -'mainstream'- medyayı aşağılamak için kullandığı 'dandik akım' diye çevrilebilecek pejoratif ifade -ed.n.) kendi kuruntularını küçümsediğini hissediyorsa büyük olasılıkla evde kalmayacaktır.

Trump "gerçek Amerikalılar" adına konuşurken haksız muamele görünce dışlanan birisiymiş gibi davranarak bu tatminsizlikten yararlanarak iktidara geldi. İkinci bir dönem için de bundan yararlanması son derece mümkün. Kimsenin hesaba katmak istemediği korkutucu gerçek bu.

Skylar Baker-Jordan’ın tasarımdan kaynaklanan nedenlerle kısalttığımız başlığının tamamı şöyledir: Twitter ve Facebook'un paylaşımlarını engellemesi aslında neden Trump'ın Beyaz Saray'da kalmasına yardım edebilir

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Ata Türkoğlu

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU